31 Aralık 2010 Cuma

iyi ki doğdum bennnn

böyle söyleyince megolaman gibi oluyor ama ne yapayım doğmuşum işte
bugünden itibaren 20 yaşından gün alacağım
hala kendimi o kadar küçük hissediyor ve görüyorum ki böyle söyleyince garip oluyorum
ilklerimi yaşadığım bi doğumgünü oluyor
öncelikle ilk defa bir yılbaşında ablam yok 3 kişilik bi aile olduk,onu bu gece çok arayacağım
ezgi'yle yakın arkadaş olduğumuzdan beri ilk defa onsuz bi doğumgünü geçireceğim
geçen yıl duygu'yla beraber gülerek yaşadığım bugünü internet aracılığıyla konşarak arayı kapatacağız
kısacası çok yalnız bi doğumgünü geçiyorum
böyle olacağın tahmin etmezdim nasıl desem canım sıkılıyor kısacası

ilk kutlayayım diye uykum olduğu halde 12'yi beklediğim arkadaşım 'doğumgünün bugün mü,yarın mı' diye mesaj atıyor
o da haklı 50 kez söylemiş olsam da nüfusta 1 ocak diye geçiyor
herkese teşekkür ediyorum ve mutlu yıllar diliyorum bol bol da gülüyorum
aslında içimden ağlamak geliyor,neden bilmiyorum
herkes iyi ki doğduğumu düşünmeyebilir tabi,gayet doğal
işin güzel yanı beni gerçekten seven insanlarla birlikteyim yani ailemle

bu kadar hüzün yeter gelelim 2010 yılının kritiğine
en çok üzüldüğüm yıl bu seneydi sanırım
öncelikle dedemi kaybettim ve nerdeyse 12 senedir çalıştığım,emek verdiğim bi sınavdan istediğim sonucu alamadım kısacası başarısız oldum
kendimi de ailemi de çevremdekileri de hayal kırıklığına uğrattım

tabi bunun yanında güzel şeyler de oldu
genel olarak sağlıklı bi yıl geçirdim
gerçek dostlarımı daha iyi anladım,arkadaş kayıpları yaşadım üzüldüm ama bu bana gerçeği görme fırsatı tanıdı
kendimle biraz daha yakınlaştım,daha iyi tanıdım
ve sanırım 2011'e aşık olduğumu sanarak gireceğim
aşık mıyım,değil miyim bunu bende bilmiyorum
daha önce böyle bi duyguyu tatmadığım için yorum yapamıyorum

son olarak da umutla söylüyorum ki 2011 benim yılım olacak
üzüldüğüm şeyleri gülerek hatırlamak için elimden geleni yapacağım
263 izleyicimin ve beni okuyan herkesin yeni yılını en içten dileklerimle kutluyorum
umarım yeni yıl herkese sağlık,mutluluk ve başarı getirir
evet evet iyi ki doğdum be!

29 Aralık 2010 Çarşamba

kpss sonuçları,iğrenç espriler ve bendis


öncelikle kpss puanımdan bahsetmek istiyorum 91,590 başarı sıramda 2787
sonuçlara bakarken niye bu kadar heyecanlandım anlamadım
sınav sınavdır psikolojisiyle ellerim hemen titremeye başladı
100 alsam da bir şey değişmeyecekti aslında atanır mıyım bilmiyorum ama hedefim 90 üstüydü o yüzden sevindim
bakalım belki ileride bir işe yarar

dün gece ağlayarak 'öyle bir geçer zaman ki'yi izlerken telefonum çalmaya başladı baktım rehber öğretmenim arıyor
doğruyu söylemek gerekirse çok şaşırdım açar açmaz 'ağlama kız'  dedi
gerçekten çok seviyorum onu ama kapatırken laf sokmasaydı çok daha iyi olacaktı
ama iyi oldu bundan sonra televizyonla bağlarımı koparmaya karar verdim
zaten yazın hepsinin tekrarı oluyor niye hayatımla oynayayım ki
onu izle bunu izle sapıttım artık
böylesi en iyisi olacak
anlayacağınız 2010'un son günlerinde çok önemli kararlar aldım
bu yalnızca bir tanesi diğerlerini de ilerleyen günlerde yazarım belki

bu arada doğumgünüme 2 gün kaldı çok heyecanlıyım
annemle bugün yılbaşı alışverişine çıktık annem sürekli mağazalara sokup 'şunu giy bunu giy' dedi
annemden bi hediye tabi ki beklemiyorum düşünmesi bile çok hoşuma gitti

sözlerime dersanede yaptığımız iğrenç esprilerle son veriyorum
her derste 5 iğrenç espri yapmazsak derse geçemiyoruz
ben yapmıyorum sadece gülüyorum ya da baygınlık geçiriyorum
ama bir tanesi var ki beni komaya sokacaktı sizlerle de paylaşıyorum ne olur okuduktan sonra benden iğrenmeyin,benim suçum yok :)
gelelim espriye :
hizbullah'ın kardeşine ne denir?
-herbullah 
tamam biliyorum iğrencim!

26 Aralık 2010 Pazar

büyümek

bugünlerde büyüdüğümü biraz daha iyi anlamaya başladım
bunun tek sebebi tabi ki doğumgüne az kalmış olması değil
çok saçma ama bunu diziler daha doğrusu karakterleri anlatıyor bana
eskiden bi film izlediğimde hoşuma giden oyuncuları araştırırdım acaba kaç yaşlarında diye
bunun en güzel örneği : ozan doğulu
onu ilk defa alıcı gözle incelediğimde 12 yaşındaydım hemen incelemelere başladım ben 20-25 arasında diye hayal kurarken 1972'li olduğunu öğrenmiştim
aramızda 20 yaş vardı yuh demiştim ya bu adam yaşlı ya da ben küçüğüm
ama günümüze baktığımzda yine bi örnek verecek olursak öyle bir geçer zaman ki'nin mete'si yani aras bulut iymenli 1991 doğumlu hatta ağustos ayında doğmuş aramızda 4 ay var
geçmiş yıllardaki gençler şimdi anne-babaları oynuyor

ve ben kendimi hala çok küçük hissediyorum
bir şey olduğunda anlamsız tepkiler veriyorum hala bazı şeyleri ağlayarak kapatacağımı sanıyorum
ama ne yazık ki artık bunlar işe yaramıyor
çünkü ben koskoca bir kız oldum
verdiğim bazı kararların arkasında durmalıyım
zırt pırt karar değiştirmemeliyim,hayatımı değişterecek olaylar üzerinde iy düşünmeliyim
en son ki deneme sınavında 46 puan yediğim kız için bi patlama olsa da ölse diye düşünmemeliyim
artık düzgün şeylerde kıskançlık krizlerine girmeliyim o düzgün olan şeylerde tartışılır tabi ki
ve o şom ağzımdan çıkacak sözlere de dikkat etmeliyim
çünkü ben artık büyüyorum

24 Aralık 2010 Cuma

bana bir sor


2010'un son günlerini güzel geçirsem dişi kıracaktım zaten
bıktım arada kalmaktan
halamlar zor günler geçiriyorlar maddi açıdan
ablam da kuzenimin kafası dağılsın diye eskişehir'e çağırmış yılbaşı için
iyi dedim bende jet bi kararla bende gelirim zaten
10 saatlik yolu tek başıma gitmemiş olurum diye düşündüm

yarın biletleri almaya karar vermişken sevgili ailem yine konuşmaya başladı
daha doğrusu sevgili annem
o da haklı kazanamadım ya ben,eğlenmeye gezmeye ihtiyacım yok
çünkü ben aklı başına dank etmiş bi kız gibi davranmıyorum
ben ders almıyorum,doğru düzgün çalışmıyorum bile
herkes yılbaşı tatilini güzelce yapabilsin diye dersanede cuma gününü tatil yapmış
tam her şey yoluna giriyorken ya da girmesi için çabalıyorken bir şey oluyor içimdeki tüm istek gidiyor
böyle durumlarda kendime daha çok kızıyorum
bunların tek sorumlusu benim çünkü
bu yılın daha farklı geçmesi de benim elimdeydi ama ben bunu başaramadım
artık hayal de kurmaktan vazgeçiyorum çünkü artık hiçbir işe yaramıyor

23 Aralık 2010 Perşembe

son deneme

yeni yıla 8 gün kala bende planlarımı netleştirdim
yeni yıla evde oturarak gireceğim hemde yalnız yani annem ve babamla
ilk defa böyle bir doğumgünü yaşayacağım
böyle olmasını da ben istiyorum aslında ablamın yanına gidebilirdim ama yanımda arkadaşlarım olmayınca orada da sıkılıcağım öyle hissediyorum
ablamı da arkadaşlarını da çok seviyorum ama belki de burada olmam daha iyi olacak

bi de muğla teklifi aldım
buradaki yeni arkadaşım sevgili irem beni muğladaki abisinin yanına çağırdı
benim için plan bile yapmış yavrum
ama oraya da gidemeyeceğim şimdilik buna karar verdim
D. de istanbul'a çağırdı
yani anlayacağınız bayağı bi teklif aldım
kendi nursuzluğumdan yani :)
eğer üniversitede olsaydım bu teklifleri değerlendirebilirdim ama ne yazık ki evdeyim
sınava da 94 gün kalmış
geri sayımlara yine başladık aslında bu beni daha çok heyecanlandırıyor
heyecanlanmayı da seviyorum saya saya bunu da bitireceğim inşallah

sınıfıma da çok alıştığımı hissediyorum
hatta haftaya 2010 a veda partisi yapacağız bol bol mercimek köftesi ve sarma yiyeceğiz
şimdi de esra erol'u izliyorum oh tam ev kızı oldum yaşasın (!)

22 Aralık 2010 Çarşamba

bugün karın ağrısından öleceğimi sandım
ya mide kanaması geçiriyordum ya da apandistim patlamıştı
herkese biri 112'yi arasın diyip durdum ama nafile kimse beni takmadı
ta ki susuncaya kadar
ne zaman konuşmayı kestim işte o zaman hasta olduğuma inandılar
hepsine kocaman bir yazıklar olsun dedikten sonra günüme dönüyorum

klasik bi çarşamba gününde olduğumuza göre ilk 3 saat carolinleri tartıştık sınıfça
hocaların bile pür dikkat izlemesi beni daha da heyecanlandırdı
çeşitli tahminler yürüttük
osman seri katil olmazsa ben olacağım
19 yaşını doldurmama 9 gün kaldığı ve daha çok genç olduğum için ali'yi öldürme işini biraz daha erteliyorum ( bkz : tipik türk izleyicisi,kendini diziye hemen de kaptırıverir )
dizideki heyecan tam gaz devam ediyor
ahmet'e ve mete'ye sevgilerimi göndererek bu konuya son veriyorum

bugün ilgnç bir şey daha oldu
bildiğiniz gibi 6 aralık da öğretmen atamaları belli oldu,bizimde bazı öğretmenlerimiz devlete geçti
3 haftadır coğrafya derslerimiz boşumsu geçiyordu
bugün sonunda bi öğretmenimiz geldi
öğretmenim derken bile garip hissediyorum kendimi
yeni gelen coğrafya öğretmenimiz eski sevgilimin ilk sevgilisi,hatta ilk aşkı
isimlerimiz bile kızla aynı
ondan bahsederken ikinizin isminin aynı olması çok ilginç ömrümün sonuna kadar unutmayacağım bu adı demişti
hangimizi kast etti orası tartışılır tabi ama ben beni kast etmiş olmasını umuyorum
öğretmenimiz çok tatlı biri tahminen 22 yaşında sağ parmağında alyansı var bu demek oluyor ki nişanlı
tabi özel hayatı beni ilgilendirmez ben coğrafyanın önemine bakarım
inandınız mı?
bence hayır :)

21 Aralık 2010 Salı

mutluluk yakın,yarından yakın

bugün 21 aralık yani en uzun gece yani kış mevsiminin resmi olarak başladığının göstergesi
psikolojikman olma olasılığı yüksek olsa da en uzun geceyi hissediyorum sanırım
belki oğlak dönencesinde olsaydık her şey daha farklı olurdu
insanların nerede doğdukları o kadar çok şeyi etkiliyor ki
dilimizi,dinimizi,kültürümüzü

sanırım ben iskandinav ülkelerinde doğmak isterdim
sanırım bembeyaz biri olurdum o zaman güneş görünce mutlu olurdum
tatilde sıcak yerlere gitmek için hayal kurardım
büyük ihtimal üniversite sınavına çalışıyor olmazdım bu zamanlar
bilmem kaçıncı kez osmanlı'nın yükselme dönemiyle ilgili testler çözmezdim
her gece yattığımda türkçeden şu kadar matematikten şu kadar net yapsam şu puanı alırım diye düşünüp durmazdım
her şey daha farklı olurdu işte
hayallerim,umutlarım ve ben
belki bu kadar yeteneksiz de olmazdım
2 sene voleybol takımında oynayıp servis atamayan,kros takımında 52 kişi arasından 26.olan biri olmazdım
yabancı dillere karşı acayip bi yatkınlığım olurdu belki
hatta ve hatta incecik belli biri bile olabilirdim

ama ne yazık ki bu vasıfların hiçbirine sahip değilim
kuzey yarım kürenin orta kuşağında doğmuş biriyim ve osmanlı buralara hakim olduğu için bunları bilmek zorundayım
ve yetenekli değilim şarkı bile söyleyemiyorum
balık etliyim de
kısacası ben bambaşka biriyim

19 Aralık 2010 Pazar

acınılası hal

gayet eğlenceli günler geçirdiğimi düşünüyordum ta ki dün duygu'nun yazısını okuyana kadar
o kadar çok boşa zaman harcıyorum ki
bunu sizinde anlamanız için bi haftamı anlatmaya karar verdim
bakınız ibretlik yaşam

pazartesi günü dersane olmadığı için 10 gibi kalkıyorum kahvaltıyı müge anlı eşliğinde yapıyorum
sonra fox tv 'yi açıp Su Gibi'yi izliyorum
onlarla oyalandıktan sonra ders çalışmaya başlıyorum bu aralar denemelere yoğunlaştığım için deneme çözüyorum
dışarı çıkmam gerekiyorsa çıkıyorum
sonra 4 gibi esra erol'u izliyorum garip bir şekilde bundan mutluluk duyuyorum
izlerken 'ay paravan açılıyor,ay beğenecek mi acaba' gibi tepkiler veriyorum
sonra babam geliyor adam ntv ' yi açıyor malum haber falan izleyecek ben kumandayı vermiyorum
-baba bi dur cüneyt bey in karar anı var diyorum
babam sesini çıkarmıyor,inanmak istemiyor heralde
6'dan 8 buçuğa kadar ders çalıştıktan sonra pazartesi günü hangi dizi varsa onu izliyorum
ezel,küçük sırlar,karadağlar hiç fark etmez
diziler bittikten sonra uykum yoksa bi kaç saat daha ders çalışıyorum eğer varsa uyuyorum

geldik salıya
4e kadar dersanede oluyorum etüt,ders,soru sormalar
sonra eve gelip yine esra erol izliyorum
6-8.30 arası ders çalışıyorum
salı gecesi öyle bir geçer zaman ki'yi izliyorum,uyku durumuna göre gece yapılanlar değişiyor

çarşamba,perşembe,cuma da hep aynı
sadece diziler ve evlenmek isteyen kişiler değişiyor
ben yine kitaplarımla televizyon arasında mekik dokuyorum

cuma,cumartesi ve pazar günleri biraz daha değişik oluyor
dersane yok evdeyim
genelde annemle tartışıyoruz
-bendis sesimi çıkarmıyım diyorum ama dayanamıyorum anladın sen değil mi?
-anladım anne çalışıyorum ya da çalışacağım

bir haftamı daha önce böyle düşünme şansım olmamıştı
benim için bu sıralar değişik olan tek şey aldığım yeni denemeler
daha önce çözmediğim türde sorular var
işte böyle şimdi siz karar verin ibretlik mi değil mi?

17 Aralık 2010 Cuma

bugün güzel bir gün
sabahtan kendime izin verdim gitme bugün dersaneye uyu dedim içimden
ama inat gibi sabahın 8in de telefon çalmaya başladı
ablam gelmiş,karşılamaya gidecekmişmişiz

kahvaltı falan yapıp biraz oturduktan sonra dışarı çıktık
nereye veli toplantıma :)
umuyorum ki son veli toplantımdı bugün olan
annemle ablam gitti,şimdiye kadar kötü bir şey duymadım öğretmenlerimden çok şükür ama yine de her zaman heyecanlanırım böyle durumlarda
öğretmenlerin kötülemese de memnuyetsiz annem kesin kötülerdi
ama yanında ablam olması iyi oldu bu sefer yerden yere vuramadı beni
canım öğretmenlerim çok güzel şeyler söylemişler
özellikle tarih öğretmenim eğer zamanı olduğunu bilsem stajer olarak yanıma alacağım demiş
inanılmaz sevindim
geçen yıl bi talihsizlik yaşadığımdan bütün öğretmenlerim hemfikir bunca laftan sonra sanırım annemde hem fikir olmuştur

bugünün bi başka güzel yanı da ezgim'in gelmiş olması
çok bunalmış gideli daha 5 gün olmuştu
bu kadar çabuk geleceğini tahmin etmemiştim o yüzden bir bakıma sürpriz oldu bana
kısacası mutluyum işte,şimdilik her şey yolunda gidiyor en önemlisi huzurlu
nereye gidersem gideyim hep güleryüzle karşılanıyorum bunu görmek ve hissetmek çok güzel...

15 Aralık 2010 Çarşamba

öyle bir geçer zaman ki ki ki

bugün dersaneye gittiğimde konuşulan tek konu 'öyle bir geçer zaman ki'nin dün geceki bölümüydü
hatta kendimizi o kadar kaptırmışız ki ilk ders felsefeydi ahlak felsefesi olayına carolinmiş aylinmiş bütün dersi konuşarak geçirdik

gerçekten ilk bölümden beri severek ve beğenerek izliyorum bu diziyi
ama dünkü bölümü kadar etkilenmemiştim sanırım
resmen titreyerek izledim
ahlak kurallarına göre carolin ahlaklıymış yani kitaptaki kurallarına göre
bana bir dizi değil de gerçek yaşammış gibi geliyor yaşananlar
babama sürekli ali gibi yapmayasın sakın diyorum,babam da bi hayli içlenerek izliyor ikimizde ali'yi yerden yere vuruyoruz mete'yi ve ahmet'i seviyoruz
her hafta heyecanla bi sonraki bölümünü bekliyorum

sınıfta bunları söylediğim zaman bana sen ne ara ders çalışıyorsun diyorlar
sanırım uzaktan 21 saat ders çalışan biri gibi gözüküyorum
dizi izleyerek ankara hukuk'a gideceğim
evet evet bende öyle düşünüyorum

14 Aralık 2010 Salı

bütün türkiye kara kışla boğuşurken bizim kara kışımız 1 gün sürdü nedense
bu sabah dersaneye giderken sarıp,sarmaladım kendimi sadece gözlerim açık kalacak biçimde
ben sanıyorum çatılar uçuyor falan bi çıktım yaprak oynamıyor
hoş ağaçlarda yaprak kalmamış ama olsun
bikaç adım attıktan sonra terlemeye başladım
sonra şansıma ne diyim bilemedim, iyi ki bi kışı seviyorum dedim
cumartesiden beri çok daha fazla yumuşak bi hava yaşıyoruz hadi hayırlısı

kitapçıların önünden geçerken camekanlarda 2011 ajandaları geldiğini okuyordum ama hiç inceleme fırsatım olmamıştı
bugün bikaç yere gittim yeni günlüğümü bir türlü beğenemedim
alt tarafı tarihler yazacak farkındayım ama 365 gün yanımdan ayırmayacağım bi defter için daha farklı bi arayışlar içerisindeyim
hissediyorum 2011 yılı benim yılım olacak

şimdiden daha ilk günün kararsızlığını yaşamaya başladım
yıl sonu yani 31 aralık benim doğumgünüm ablam eskişehir'e çağırıyor
bi yandan gitmek istiyorum bi yandan da ailemle geçirdiğim son yılbaşı olacak onlarla beraber olmak istiyorum
neyse daha 17 gün var belki ailecek eskişehir'e gideriz o en mantıklısı :)

12 Aralık 2010 Pazar

üşümeyi özlemek

bütün iletişim araçlarının bugünlerde konusu yumurtalı protesto ve kar
bende her ne kadar bana ait olsa da bi iletişim aracında yazdığıma göre eğer balkanlardan gelen soğuk hava dalgasından bahsetmezsen rahat etmeyeceğim
hoş soğuk hava balkanlardan mı geliyor bilmiyorum ama şimdiye kadar hep oradan geldi düzeni bozmayalım yine oradan gelsin :)

soğuk havayı o kadar çok özlemişim ki enaz 1 saat dolanmışımdır dışarıda
burnumun üşümesine,ellerimin soğuktan titremesine,sıcak bi ortama girdiğimde 'oh' demeye bu kadar çok sevineceğim aklıma gelmezdi
ama ben bi kış bebeği olarak kışa bayılıyorum
kış bebeği olması bi batıl inanç olsa da ben buna inanıyorum

ege bölgesinde yaşadığımız için genelde buraya kar yağmaz
dün birazık yağıyor gibi oldu nasıl sevindim anlatamam ama sonra anladık ki rüzgardan dolayı dağlaradan uçuşan karlarmış buraya gelen
izmir'e bile lapa lapa yağdı burada tık yok
biz garipler kar sevinci yerine karın soğunu yaşıyoruz

her ne kadar çok sevinsem de böyle durumlarda evsizleri düşünmeden edemiyorum
keşke onlarda sıcacık evlerinde oturup rüzgarın sesini dinleyebilseler
ne yazık ki adaletsiz dünya da böyle bir şey mümkün gibi gözükmüyor
umarım belediyeler bu durum için bir çalışma yaparlar

e birazda soğuğun güzelliğinden yararlanmak lazım
ağaçların dalları ordan oraya sallanırken ben gidip biraz test çözeyim hepinize mutlu pazarlar :)

10 Aralık 2010 Cuma

bugün 4 mevsimi birden yaşadık şehir olarak
yağmurlu,güneşli,soğuk garip bir gündü
soğuk havalara bayıldığım için güzel günler beni bekliyor
burnumun,ellerimin üşümesini,ısınmak için eve çabuk çabuk yürümeyi özlemişim


bunlar güzel olan şeyler
bunların dışında zaman geçiyor hemde hızlı bi şekilde
bu hız beni korkutuyor,geçen yılki gibi olmasından korkuyorum olacakların
annem yine konuşmaya başladı
aslında o da kendince haklı ama boğuluyorum
kavga ederek de çözülmüyor olanlar,geçen yıl denedim elime bir şey geçmedi
2 hafta sonra dersanede veli toplantısı var
şimdiye kadar hiçbir veli toplantım kötü geçmedi tabi bu kötülük hocalar ve benim açımızdan
benim hakkımda kim iyi bir şey söylese annem ısrarla karşı çıkıyor
-bendis iyi verilen ödevleri yapıyor,gayet memnunuz
-ne ara yapıyor ödevleri günde en fazla bi saat çalışıyor

böyle konuşmaya başlayınca kendimden geçiyorum sinir oluyorum yani
takdir edilmek istiyorum çok mu zor bu
hep daha fazlası için mi uğraşmalıyım,yaptıklarımın bana yeteceğini düşünüyorum
tabi benim hayatım hakkında bir şey düşünmem hata
daha aralık ayında olmamıza rağmen yoruldum
deli gibi ders çalıştığımdan değil bu yorgunluk
gerçekten anneme bu konuda hak veriyorum sınav öğrencisi gibi değilim
günde 20 testi 2 saatte bitirebiliyorsam ne yapabilirim o 2 saatlik çalışmadan sonra felaket bi biçimde uykum geliyor istesem de çalışamıyorum
sonra bendis hiç ders çalışmıyor oluyor
esra erol'u da izliyorum canlı para'yı da bütün laf söyleyenlere hıh işte

8 Aralık 2010 Çarşamba

bu hafta her şey çok güzel gidiyor çok şükür :)
pazartesi günü uzun bi aradan sonra cengizle görüştüm bi 5 ay olmuştur heralde
dün de deneme sınavım vardı istediğim puanı alamasamda hedeflerime yaklaşmış olmak beni mutlu etti
annemin söylediklerine kulak asmamamında bunda çok etkisi var tabi

ve ve ve bugün de sevgili arkadaşım D.geldi
henüz görüşemesek de aynı şehirde olduğumuzu düşünürken bile mutlu oluyorum
yarın dersaneye gelecek eski günlerdeki gibi beraber olacağız
tek fark ben bi haftaiçi öğrencisi o üniversite öğrencisi :)
üniversite insanı nasıl değiştirir bizim için güzel bir örnek

haftasonuda ezgim gelecek
onunla da görüşmeyeli 3 hafta olacak,bu bizim için bayağı uzun bi süre
o yüzden değmeyin keyfime

bu arada saçma rüyalarımda tam gaz devam ediyor
dün gece fatmagülümsü bi haldeydim ne alakaysa ıyy korkunçtu
geceleri ders çalıştıktan sonra can sıkıntısından fena halde dizilere sarmış durumdayım
ve de yemek yemeye,yaşasın yemek yemek yaşasın gelen kilolar :)

7 Aralık 2010 Salı



doğum ne kadar mükemmel bi olay
anne karnında büyüyorsun yokken var oluyorsun
aklım almıyor...

5 Aralık 2010 Pazar

haftasonlarını sevmiyorum hele pazar günlerine hepten gıcığım
yapacak hiç mi bir şey olmaz
madem pazar günleri insanlar evde oturmak zorundalar o zaman televizyona güzel bir şey koysunlar
zaten canım yeterince sıkılıyor
arka sıradakiler'i izliyip ağlıyorum o derece yani

bi de bi arkadaşın annesinin öldüğünü öğrendim
aslında arkadaşım bile sayılmaz yani yolda görünce selamlaşmıyoruz bile ama çok kötü bir şey ya
babası da ölmüştü annesi kansermiş
18 yaşında bi kız için yaşadıkları çok kötü
böyle durumlarda kendime acayip kızıyorum
üzüldüğüm,ağladığım şeyler geliyor aklıma ne salakmışım diyorum
insanlar neler yaşıyor
gerçekten çok nankörüz yani ben nankörüm
bunun farkındayım ama yine de öyle davranmaya devam ediyorum ya işte bunu anlayamıyorum
heralde bazı şeylerin önemini gerçekten anlamamız için onları tamamen kaybetmemiz gerekiyor
o zamanda geri dönüşü olmuyor ne yazık ki

bu arada sevdiklerime olan özlemim her geçen gün daha da artıyor
ne zaman alışacağım ben?

4 Aralık 2010 Cumartesi

rüyalar ve gerçekler

bugünlerde rüyalarla kafayı yemiş durumdayım
her gece yatarken acaba bu gece ne göreceğim diye düşünmeden kendimi alamıyorum
resmen film çekiyorum :/
bi gün bombalar patlıyor,bi gün evleniyorum
bi dağda kayak yapıyorum,dağın eteğinde denize girip güneşleniyorum
rüya tabirleri sitesinin saçma olduğunu bilsem de yine de bakmadan edemiyorum
öğrendiğime göre sağlıklı insanlar rüya görebilirlermiş
buradan anlıyorum ki çok şükür sağlıklıyım!
ama rüyalar bittikten sonra etkisi de bitse hiç sorun olmayacak
evlendiğim insanın yüzünü gayet net hatırlayınca bütün gün etrafıma bakmaktan kendimi alamıyorum
bi de zorla evleniyormuşum ıyy çok fenaydı hala etkisindeyim

rüyada da evlenmek zengin olmaya yorulurmuş
ama ben bunu başka bi anlama yoruyorum
eğer standart sapmalarla çok soru oynamazsa kpss'den tahminen 92-93 alacağım
çalışmayı da ciddi ciddi düşünmeye başladım
salı günüde deneme sınavım var umarım artık hedeflediğim puana kavuşabilirim
pazardan itabarende kar geliyormuş
hoş bizim buraya kesin soğuğu gelir
ama soğuk havalara da bayılıyorum,içime doğuyor güzel günler beni bekliyor :)

1 Aralık 2010 Çarşamba

hoşgeldin aralık :)

geçenlerde yine paragraf çözerken yine çok güzel bikaç cümle aklımda kaldı ve yine sizlerle paylaşıyorum
-doğal olarak hiç nesnel olarak yazılan bi günlük okumadım ama sevgili günlük yazarları bu kadar da öznel olmayın,kendinizi bu kadar da yerden yere vurmayın

bu cümle bana o kadar doğru geldi ki anlatamam
kendi yazdığım günlüklere baktığım zaman ya da blogtaki yazılarıma baktığım zaman sürekli bi ahlanma,vahlanma içindeyim
hep suçlu benim,sanırım insanın kendi üstüne gitmesi daha kolay geliyor
belki de bizim istediğimiz budur :
-yine aynıyım,hala salak gibi davranıyorum diyen birine
hemen karşı çıkılması,içini rahatlatılmasıdır çünkü başka birinin bunu söylemesine ihtiyacımız vardır

neyse bugün ben bundan bahsetmeyecektim :)
bugün 2010 yılının son ayına girmiş bulunuyoruz
aybaşlarını seviyorum,içimde sebebini hala anlamamış olsam da garip bi sevinç,mutluluk oluyor
sanki her yeni ay bana yeni birşeyler getirecekmiş gibi hissediyorum
ama aralık aylarını daha bi ayrı seviyorum
bunun en önemli sebebi aralık ayında doğmuş olmam sonu ama olsun (31 aralık) :)
kış aylarına giriş olmamızda ayrı bi heyecan uyandırıyor bende
kış mevsimi = ders çalışma mevsimi demek benim için
ders çalışabildiğim oranda vicdanım daha sessiz olacağı için bende daha mutlu olacağım
kısacası aralık geldiği için sevinçliyim
inşallah uğurlarken de bu kadar sevinçli olurum :)

28 Kasım 2010 Pazar

bir sınav bilançosu daha

bir sınav daha bitti
hemen ilk yorumlarımı söylüyorum,bence çok çok kolaydı özellikle genel yetenek kısmı türkçe ile matematik sorularını hazırlayan ösym ile geçen yılki soruları hazırlayan ösym arasındaki milyon tane fark bulabilirim
tabi giren öğrencilerin konumları aynı değil bununda farkındayım
mesela bizim sınıfdaki en genç bendim
45 yaşındaki adamlardan tutun hamile bayanlara kadar çok çeşitli insanlar vardı
ilköğretim binasında girmenin zorluğunu ilk defa yaşadım
sıralar çok küçüktü tamam bende iri,kıyım sayılmam ama hiç rahat edemedim ek olarak sıranın üstü çizik doluydu o yüzden bu konuda kendimi şansız görüyorum

söylemeden geçemeyeceğim bir başka konu da verilen kalem ve silgiler
kalemler güzeldi ama o silgi neydi ya silmeye çalışıyorum,sildikten sonra cevap kağıdı kapkara oluyor
umarım değiştirdiğim sorularda hata çıkmaz
olips şekerlerde güzel düşünülmüş,kalemleri almadım yanıma oradaki öğrencilere dağıtılsın diye

şilili madenci sorusu da günceldi ama anayasa sorularında ne yazık ki takıldım
2010 anayasasıyla 82 anayasası arasında kararsız kalıp durdum
ama bu da benim için bi tecrübe oldu
daha sınav soruları yayınlanamadığı için kaç doğrum var bilmiyorum
öğrenince yazarım
işte böyle bir sınav macerasının daha sonuna geldik
görüşmek dileğiyle :)

27 Kasım 2010 Cumartesi

hafiflik

sıkıcı bi haftasonu geçiriyorum garip ama mutluyum
bana hiç bir yararı olmayacağı halde yarın kpss'ye gireceğim ve ona çalışmaya devam ediyorum
oyalanmak hoşuma gidiyor çünkü
2014 yılında dünya kupasının brezilya'da yapılacağını,AB ile başmüzakereci sıfatıyla görüşmelerin egemen bağış'ın yaptığını,G-8 zirvesinin Kanada'da yapılacağını  bilmek
ne bileyim nimet çubukçu'nun,cemil çiçek'in,bülent arınç'ın hukuk mezunu olduğunu bilmek
büyük ihtimal hiçbir işime yaramayacak ama aklım meşgul oluyor
artık yatakta hayal kurmak yerine kavramları düşünüyorum gaiplik ne demek diye düşündüm bütün gece
ezberlemekten,okuduklarımın hemen aklımda kalmasından mutluluk duyuyorum
bunlar seneye çok işime yarayacak diye moral veriyorum kendime

ve her zamanki gibi her kafadan çıkan seslere kulak vermeye devam ediyorum
bu sene 2.öğretim yazmadığım için yerleşemediğim yerleri seneye yazmaya zorlanıyorum ya da düşündürülüyorum
çünkü 2.öğretim olursam çalışadabilirmişim kpss'den yüksek not alacağım ya :)
yani çarşıdaki ete soğan doğramaya tam gaz devam ediyorum

telefonu elime hiç almıyorum,sms yapmadım ve acı gerçekle karşılaştım
ezgi dışında beni kimse aramıyormuş,sormuyormuş
ben insanlarla konuşmak için çaba harcıyormuşum kimsenin umrunda değilmişim açıkçası
az çok bunu biliyordum da böyle öğrenince garip oldum
haliyle herkesin işi gücü,okulu,vizeleri var
bense hala köklü sayılarla uğraşıyorum
evet garip ama mutluyum seneye gideceğimi biliyorum çünkü
böyle bi tecrübeye sahip olduğum için mutluyum
çalışabildiğim,ideallerim olduğu için mutluyum
sevmediğim bi yemeği rahat bi şekilde söylediğim için mutluyum
özlem duygusunu hala hissettiğim için mutluyum
sıkıcıyım ama mutluyum işte :)

25 Kasım 2010 Perşembe

mim!

çok sevgili ahu mimlemiş ona buradan çok teşekkür ediyorum
Mimin konusu ise "garip alışkanlıklarınız ve yapamadıklarınız"
evet güzel bir konu,böyle bi anda sorulunca aklıma gelmiyor ama yazdıkça gelir sanırım

bir iki üç başlıyorum
-öncelikle garip alışkanlıklardan başlıyorum,ben silginin arka tarafıyla silememe hastalığına sahibim
bunu kim duysa gülüyor bence de çok saçma ve komik ama garip işte takıntı bu olsa gerek
-insanların her zaman solundan yürümeye dikkat ederim,diğer türlü yürüyemiyorum yani yürüyordum da çarpa çarpa gerçekten garip
-eğer yolda yanımda biri varsa ki bu sevdiğim biriyse hayatta susmam,sürekli bir şeyler anlatır kendimi kaybederim,kaybederim diyorum çünkü bazen önümdeki direk vs. şeyleri görmiyip çarptığım bile oldu hemde bir çok kez
-uyurken sol bacağımı dışarda bırakırım öyle kendimi daha özgür hissediyorum
-süt bulaşığı elleyemem ya da yıkayamam böyle tiksinmek gibi bir şeyler oluyor
-en önemlisini unuttum peynir yiyemem,elleyemem,kokusuna bile tahammülüm yok
6 aylık olduğumdan beri yemiyorum,küçüklüğümü doğal olarak hatırlamıyorum annemin yalancısıyım

-gelelim yapamadıklarıma aslında peynir olayı yapamadıklarıma da giriyor,aslında hepsi giriyor çünkü yapamadıklarım aslında takıntılı olduğum durumlar
-ama onun dışında araba kullanamam
-elektronik aletlerle aram hiç yoktur,bir şey bozulursa hemen atarım çünkü ben yapmaya kalksam daha beter bozulur :)

şimdilik aklıma gelenler bunlar
mimlediklerim ise D. , venus  , leah  , ve yapacağından emin olmasam da zoltan kolay gelsin :)

24 Kasım 2010 Çarşamba

öğretmenim canım benim canım benim

bugün gerçekten özel bi gün
öğretmen olmayı düşünmesem de yine de bugün benim için çok anlamlı nedenini hala bilmiyorum
sabah uyanırken bile içimden sürekli bugün 24 kasım diye geçirdim
dersaneye giderken 2 kişiden birinin öğretmenler gününü kutladım
dersanedeki tüm öğretmenlerime öğretmenim canım benim şarkısını söyledim,safça davrandım ama pişman değilim :)

eski okuluma gittim öğretmenlerimi ziyarete bana verilen ziyaretçi kartını görünce duygulandım
bu okulun öğrencisi olduğumu belirtmek için eski kimliklerimi bile gösterdim niye buna taktıysam
neyse ama yine de bu kartsız içeri almayacaklarını söylediler,okul taşınınca böyle oluyormuş
öğretmenlerimi özlemişim,onlar da beni görünce mutlu oldular sanırım öyle anladım ya da anlamak istedim :)
her öğretmenime ayrı ayrı çalışmalarımın nasıl gittiğini anlattım
yorucuydu ama merak edilmek güzel o yüzden ısrarla söyledim
sonra ilk öğretmenimin yanına gittim anasınıfı öğretmenime ezgim'in annesine :)
öğretmenlik gerçekten kutsal bi meslek
buradan da bütün öğretmenlerin öğretmenler gününü kutluyorum
benim,bizim ve bütün öğrencilerin sizlere ihtiyacı var nice yıllara :)

23 Kasım 2010 Salı

mutlu aşk yoktur


insan her şeyi elinde tutamaz hiç bir zaman
ne gücünü ne güçsüzlüğünü ne de yüreğini
ve açtım derken kollarını bir haç olur gölgesi
ve sarıldım derken mutluluğuna parçalar o şeyi
hayatı garip ve acı dolu bir ayrılıktır her an
mutlu aşk yoktur


hayatı bu silahsız askerlere benzer
bir başka kader için giyinip kuşanan
ne yarar var onlara sabah erken kalkmaktan
onlar ki akşamları aylak kararsız insan
söyle bunları hayatım ve bunca gözyaşı yeter
mutlu aşk yoktur


güzel aşkım tatlı aşkım kanayan yaram benim
içimde taşırım seni yaralı bir kuş gibi
ve onlar bilmeden izler geçiyorken bizleri
ardımdan tekrarlayıp ördüğüm sözcükleri
ve hemen can verdiler iri gözlerin için
mutlu aşk yoktur


vakit çok geç artık hayatı öğrenmeye
yüreklerimiz birlikte ağlasın sabaha dek
en küçük şarkı için nice mutsuzluk gerek
bir ürperişi nice pişmanlıkla ödemek
nice hıçkırık gerek bir gitar ezgisine
mutlu aşk yoktur

bir tek aşk yoktur acıya garketmesin
bir tek aşk yoktur kalpte açmasın yara
bir tek aşk yoktur iz bırakmasın insanda
ve senden daha fazla değil vatan aşkı da
bir tek aşk yok yaşayan gözyaşı dökmeksizin
mutlu aşk yoktur ama
böyledir ikimizin aşkı da

LOUİS ARAGON

insan neler yazıyor...

21 Kasım 2010 Pazar

az önce fark ettim ki benim haftaya sınavım var hem de ösym tarafından!
bu senenin ilk resmi sınavına giriyorum evet kpss 2010'a
tatil öncesi tarih öğretmenimden anayasa ile ilgili kitap almıştım
bakmaya fırsatım olmamıştı
bugün biraz okumaya başladım amanın doğal olarak hiçbir şey bilmiyorum
üzülmeli miyim peki?
eh kısmen
aklımı karıştıransa yazılan şeylerden zevk almadım
belki öncesinden 200 tane paragraf sorusu çözdüğüm içindir bilemiyorum ama
ben önümüzdeki yıllarımı hukuka adamayı düşünüyorum ne bileyim kitabı okurken sıkıldım işte
umarım sadece bu kitaba yöneliktir bu durum

canımı sıkan bir başka olayda sosyal paylaşım sitelerinde gerizekalı insanların salak salak paylaşımları
yok okul bir an önce bitseeeeeee'ymiş len daha başlayalı 3 ay olmadı
nankörlüğünde bu kadarı yuh ya
yok havası böyleymiş,suyu böyleymiş kıskançlık krizlerine girdim açık açık da söylüyorum
gidin gelmeyin bi daha aaa

sıkıldım şu ruh halimden :/

20 Kasım 2010 Cumartesi

offf offf

çok dertliyim blog
uzun zamandır bu kadar kötü olmamıştım
aslında sabah her şey güzel başlamıştı
ailecek çarşıya gittik sevdiğim çizmeyi aldım sonunda!
markete falan uğradık
annem dersaneye gidip rehber öğretmenimle konuşmak istedi
ablam,ben ve annem öğretmenimin yanına gittik
önceden uyarmama rağmen biricik sevgili öğretmenim bana gevşek dedi
böyle giderse işletmeyi zor kazanır dedi
kilo almışsın bile dedi,az kalsın ağlayacaktım ama sustum
blogu bildiğine dair hala şüphelerim olsa da yine de içimdekileri yazmaktan vazgeçmeyeceğim
zaten girip okuyacak kadar zaman ayıracağını sanmıyorum neyse
söyledikleri ağrıma gitti
sağ olsun annemde daha bi perçinledi
haklı olma payları bi hayli yüksek işte bunu bilmek daha moral bozucu
ne yazık ki haklılar
ne yazık ki evet ben bu sene biraz daha gevşeğim
ve ne yazık ki rehber öğretmenim haklı bunalımdayım
o söyleyene kadar fark etmemiştim
böyle nasıl desem hiçbir şeyden zevk almıyorum
hiçbir şeye içten gülesim gelmiyor
boş boş yaşıyorum
sanırım psikologa tekrar gitmeye başlamam gerekiyor :(

ben bunları düşünürken ezgi'yle dışardayken hiç görmemem gereken birini gördüm : risus'u
4 aydır görmüyordum ne güzel
resmen salak gibi davrandım
gözgöze gelince panikten gözlerim büyüdü hemen kafamı çevirdim
kırmızı ışığa dikkat etmeden karşıya geçmeye kalktım
araba çarpıcaktı ezgi tutmasa
hızlı hızlı yürüdüm kısacası rezil oldum
niye böyle davrandım hala bilmiyorum
elimde olmadan aptalca davrandım
biz geçen yıl bu zamanlarda beraberdik şimdiki hale bak
hala etkisindeyim çünkü onu unutamadığımı anladım kahretsin
ayrılalı 9 ay oldu ve hala ona karşı içimde bir şeyler var
of of ben niye böyleyim :(

18 Kasım 2010 Perşembe

tatil bana göre artık bitti
yani bundan sonra bir şey olmaz heralde,böyle diyorum ya kesin olur neyse
hevesle tatili bekleyen ben iki gün içinde hevesimi aldım veya aldırılmaya zorlandım
o ilk günkü telaştan eser kalmadı
ev kuşu oldum,ablamla bir günde en az 5 film izlemeye başladık
yüzünde 53 tane sivilce çıktı,cips yemekten
3 gün boyunca sırf çizme alabilmek için dışarı çıktım sonuç alamadım
yok bi tane adam gibi çizme bulamadım
ama mecburen alacağım bi tane gözüme kestirdim sayılır

tatil planlarımdan gerçekleştirdiğim tek şey : ders çalışmamak
o da en kötüsü zaten,niye böyle oldum :/
gözüm tekrardan korkmaya başladı
sınava şurada ne kaldı ki ve benim hala eksiklerim var
söz vermeyeceğim çünkü uygulamaya geçiremeyince vicdan azabı çekiyorum
ama kendime çekidüzen vermem gerekiyor
seneye bayram arifelerinde bende şehre geldiğimde gördüğüm herkesle neler yaptığımdan bahsetmek istiyorum
yenilikleri can sıkıntısından değil,gerçekten istediğim için yapmak istiyorum
gereksiz imaları duymamak istiyorum
bunlarında çözümünün tek yolu üniversiteyi kazanmak değil istediğim yeri kazanmak
umarım bir sene sonra bunları gerçekleştirmiş olurum...

16 Kasım 2010 Salı

öncelikle herkesin kurban bayramını kutluyorum umarım herkes çok iyi bi bayram geçirir :)

ama ne yalan söyliyim ben kurban bayramlarını pek sevmiyorum
açıkçası hayvansever biri sayılmam ama yine de acıyorum hayvanlara
etini yer miyim,yerim ama kesilme aşamalarını hayatta izlemem
bugün bizim koyunun ağzından ot çıktı
daha yeni yemiş belli ki,insan bunları görünce içi cız ediyor ama eti çok lezzetliydi nasıl bir çelişki içindeyim siz anlayın :/

geçen hafta rehber öğretmenimin odasında lösev'in gazetesini görmüştüm
kurban bağışları için yardım istiyorlardı
eğer ilerde hakim veya savcı olursam oraya bağışlayacağım
giderim kasaptan 5 kilo et alırım ohoo yeter de artar bile
inşallah o günleri görebiliriz :)

bugün su doldurmak ve yemek dışında hiçbir iş yapmadım
kendimi çok tembel hissediyorum
ama yine de şu kelimelerin arkasına sığınacağım
-ama ne yapayım elimden gelmiyor,beceriksizim :P

herkes karikatür paylaşmış
bi tanesi çok hoşuma gitti
ekliyorum bende,tekrar söylüyorum iyi bayramlarrrr :)

13 Kasım 2010 Cumartesi

tatillll

aslında ben tatile girmedim çevremdekiler girdi
ama şu kadar kesin konuşabilirim hiç bi bayram tatilini bu kadar dört gözle beklememiştim
belki seneye daha beter olur malum üniversiteye falan giderim daha çok özlerim :P

ilk arkadaş buluşmasını dün gece yaptım
ezgimle 2 haftalık özlemimizi giderdik,düğün cd sini izledik insanın kendisini ekranda görmesi çok garip ama güzel bir şey ama keşke ayaklarımı açarak oynamasaydım :)

daha sonraki buluşmam ilkokuldan beri arkadaşım olan meraylaydı nerdeyse 3 aydır görüşmüyorduk
tam benim olmak istediğim yerde hukuk fakültesinde
dersleri falan konuştuk,daha çok hırslandım
evet seneye bende hukukta olmalıyım,anayasa sınavlarının 50 soruya 50 dakika verilmesine bende karşı çıkmalıyım,evet bunu yapmalıyım

şimdiki buluşmamda ege,ezgi ve beyoğluyla
eve hiç giresim yok :)
işte bunu seviyorum,koşuşturmayı,plan yapmayı,o plana uymak için çaba sarfetmeyi
umarım bu 9 gün çok güzel geçer
çünkü tatil bitiminde çok daha yoğun bi tempoya başlayacağım
bekle beni güzel günlerrr

11 Kasım 2010 Perşembe

meyve :)

yazıya şöyle bir giriş yapmak istiyorum
dün gece mahsun beni ağlattı :)
filmin başında çok sıkıldım hatta araya kadar dedim sonu nereye bağlanacak acaba
ama sonunda (her ne kadar garip bağlansa da) güzel toplumsal mesajlar verildi
belki mükemmel bi film değildi ama ben yine de beğendim yani geçen 2 saati zaman kaybı olarak görmüyorum :)

gelelim günümüzeee
bugünümü felsefe dersinde yaptığımız kişilik testleri kapladı diyebilirim
önüme gelen herkese aynı soruları sordum
birazdan da size soracağım :)

her ne kadar felsefe sorularında %100 başarı gösteremesem de dersi seviyorum
sevmemin çok büyük etkeni ders öğretmenimiz
sınıfça felsefe dersini iple çekiyoruz
umarım nisan sonunda bu sevginin sonuçlarını alırız

uzatmadan soruya geliyorum
soru açık ve net : beni bi meyveye benzetseniz bu meyve hangisi olurdu?
cevaplarınızı merakla bekliyorum
cevaba göre bilinçaltınız da yatan bendis'i az çok göreceğim :)

NOT: meyveler ülkemizde yetişen meyvelerden oluşmaktaymış
ananas,kivi gibi meyveler kabul edilmiyormuş

10 Kasım 2010 Çarşamba

en son 29 aralık da gittiğim,yaptığım bir şeyi bugün yapacağım : sinemaya gideceğim
bendis alt tarafı bi sinema niye bu kadar uzatıyorsun diyebilirsiniz e haklısınız da :)
en son izlediğim film 2012'ydi
film iğrençti,hem kurgusunu sevmemiştim hem de o zamanki ruh halim beni boğmuştu
bende kötü hatıraları olduğu için de sinemaya gitmeye cesaretim yoktu
ama artık uzatmanın anlamı yok
madem sevgili mahsun'cuğumuz bilmem kaç milyon dolarlık film çekmiş e o zaman yemini bozuyorum kroya bağladım farkındayım :)
ki bu sinema gecesinin bir başka özelliği de var aylar sonra gece dışarı çıkıyorum ne mutlu bana :)
yavaştan sosyalleşmeye başlıyorum
e malum tatilde yaklaşıyor,arkadaşlarım geliyor
tatilde karar verdim derslere 9 günlük bi ara vereceğim zaten deliler gibi çalışmıyorum ama yine de vicdanımda birazcık ağırlık hissedersem kısa bir dönüş yapabilirim

bu aralar küçücük şeylerden faklı anlamlar çıkarıyorum hadi hayırlısı
hoş bu durumlar benim açımdan pek hayırlı sonuçlanmıyor ya neyse yaşayıp göreceğiz
görüşmek üzere sevgili blogum :)

8 Kasım 2010 Pazartesi

daha öncede bahsetmiştim gece uyumadan önce hep hayal kurarım diye
hayallerim beynimi boşaltıyor sanki
olan şeyleri düşünmüyorum bu güzel bir şey,olacakları da düşünmüyorum olması imkansız ama olmasını istediğim şeyleri tasarlıyorum yatakta
çok açıklayıcı bir cümle oldu farkındayım :)

hatırlayabildiğim ilk hayallerim 7.sınıfa ait
ozan doğulu'yu ilk gördüğüm zamanlarda,ergenliğinde etkisiyle öyle bir kaptırmıştım ki kendimi
ve utanarak söylüyorum hayallerimi yazıya geçiriyordum unutmamak için
bu durum lise 1e kadar yani 2 sene boyunca sürdü
boş derslerde yazıyordum falan
ne kadar çok boş zamanım varmış
dün hiç açmadığım bi dolabım vardı can sıkıntısından orayı temizlemek geldi aklıma
elime o hayallerimi yazdığım defterim geçti
aman allah'ım yazdıklarımdan utandım bi de başına yazmışım ileride kitap yapacağım diye
zaten yazdıklarımın edebi değerine niye bu kadar güveniyorsam takımışım kitap olayına
kim ne yapsın benim hayallerimi,hayatımı (bkz : günlük)
2.rezilliğim ise bunları okuttuğum arkadaşlarım
şimdi öldürseler öyle bir şeyi yapmam o zaman bi cesaret gelmiş heralde
ozanla çoluğumuz çocuğumuz falan oluyordu :)
allah'tan şimdi kimse vurmuyor yüzüme
nereden nereye

şimdi ki hayallerimse bana göre biraz daha aklı başında olanlardan
hukuk fakültesi,hakimlik falan filan :)
belki bunlar gerçek olur kim bilir ...

7 Kasım 2010 Pazar

paragraf çözmenin en güzel yanı güzel yazıları okuyup etrafla paylaşmak
hem sözlü hem yazılı bi şekilde :)

bakınız :
dünle beraber gitti düne ait ne varsa
bugün yeni bir şeyler söylemek gerek

ne kadar güzel bi söz,sonra gel de odaklan
aslında odaklanmamak için çeşitli bahaneler ürettiğimin farkındayım

derse başlamadan önce vampir günlükleri'nin son bölümünü izliyip dedim
aman allah'ım o zamandan beri damonu düşünüyorum :)
benim aslında kemal sunal'ın filmlerinden başka bir şeyi izlemem lazım
hemen etkisinde kalıyorum sonra bi hafta düşün ne olacak diye bana neyse :)

bayram bi an önce gelse çok iyi olacak,yoksa sıkıntıdan delireceğim
gördüğünüz gibi neye saracağımı şaşırdım ders çalışıp,kitap okuyup dizi izliyorum
dışarıdan eve girmeyen ben şimdi çok nadir dışarı çıkıyorum
resmen içim şişti,bayram tatili nedeniyle bütün arkadaşlarım ablam geliyor
hayatımda gereksiz diye adlandırdığım insanları özleyeceğim bile aklıma gelmezdi
bi insan her gün andacına bakıp ağlar mı?
işte ben yapıyorum bunu
yeter diye bağırasım var
bayram gel artık :)

4 Kasım 2010 Perşembe

galiba ölüyorum

düğünden neredeyse bi hafta geçti sanırım o zaman yediğim soğukların acısı şimdi çıkıyor
yani kulağa saçma geliyor farkındayım ama şuan ki durumuma mantıklı bi açıklama getiremiyorum
aslında hasta da değilim garip bi haldeyim,tarif edemiyorum
burnum çeşme misali sürekli akıyor ayrıca tıkanık,sesim erkek gibi çıkıyor onun dışında pek bi sorun yok
halsiz değilim ama hiçbir şeye de odaklanamıyorum
bi de üstüne üstlük yarın deneme sınavım var
kendimi hep bir şeye koşullarsam o şey muhakkak olmuyor niye böyle oluyor anlamıyorum

salı günkü deneme sınavında sınıfta 1,genelde 2 olmuşum ayıptır söylemesi 1.olan arkadaş bana 32 puancık fark atmış
tamam bende sınıfta benden sonrakine 60 puan atmışım kendi kendime hırs yapma bendis desem de öğretmenlerim sağ olsunlar beni zorla sinir ediyorlar
geçen yıl bu yüzden gereksiz yere saçmasapan hallere girdim,bu sene sözüm ona tecrübeliyim böyle şeylerle uğraşmak istemiyorum ama yok anam benim böyle şeylere zaafım var
yarın aynı şeyin olmaması için kendi kendime konuşuyordum umarım şuan ki durumum yarına düzelir
çünkü bir daha aynı sözleri işitmek istemiyorum

yarın da anneannemlere gidecekmişiz,cumartesi dedemin hayırı olacakmış
zaman ne kadar çabuk geçiyor ya böyle düşündükçe ağlayasım geliyor
bu arada ygs tarihi de belli olmuş ilk sınav : 27 mart 2011
hakkımızda hayırlısı...

3 Kasım 2010 Çarşamba

ilişki çıkmazı

evet sevgili izleyenler bugünkü yazımızın konusu aile,eş,dost,arkadaşlık ilişkileri
kısacası ilişkiler yani kimin eli kimin cebinde
son zamanlardaki gözlemlerime dayanarak söylüyorum ki ben artık insanlar arasındaki ilişkileri anlayamıyorum
bi bakıyorum arkadaş,bi bakıyorum sevgili,bi bakıyorum kardeş
insanlara çamur atmayı bırakıp kendimden örnek vermeye başlıyorum
ben ki insan içinde sevgilisiyle rahat konuşamayan (sanki herkes bana bakıyormuş gibi geliyordu milletin de işin gücü yok beni dikizliyor tabi :S ) bi insanım ama gel gelelim arkadaşımla her şeyi yapabilirim bu kız veya erkek fark etmez her şeyden kastımda içimden geçen her şeyi özledim diye boynuna sarılabilirim,öpebilirim,dizinde yatabilirim vs
ama bunları sevgilimle yapamıyorum tabi doğal olarak başkaları tarafından sorular geliyor
-siz XX le sevgili misiniz?
bende hemen çemkirmeye başlıyordum ne alakası var diye
kızla erkek arkadaş olamaz mı,niye hemen fesatlık yapıyorsunuz diye
bana göre o zamanlar (sanırım hala değişmedi bu düşüncelerim) arkadaşların yeri hep farklıydı
beraber daha çok vakit geçirilebilir,ağlanabilir,rezil olma korkusu yoktur
bu yüzden benim için sevgiliyle arkadaşın yeri hep farklı olmuştur

lisenin ilk zamanlarınla çok yakın arkadaşlarıyla sonradan sevgili olanları nasıl ayıplardım
itiraf ediyorum sağda solda da konuşurdum çok ayıp diye çünkü konduramazdım arkadaşlarıma
ama biraz daha zaman geçince anladım ki sen konduramazsan da karşındaki seni bu kefeye rahatça koyabiliyor
bi gün alakasız bi yerden şakadan da olsa bu konular bahsedilmeye başlıyor
işte o zaman konuların açılmasıyla birlikte sorunlarda patlak veriyor
sonra gün geliyor bi bakıyorsun yanında arkadaşım diyebileceğin çok az kişi kalıyor
işte bu benim ve çevremdekilerin çok sık karşılaştığı ilişki durumu

şimdi ise eski sevgilinin en yakın arkadaşıyla çıkma durumunu inceleyeceğiz
o zamanki hissedilen duygular pek tartılmıyor,o an her şey doğru gibi geliyor
akla bazı sorular gelse de hemen unutulmaya çalışılıyor
biraz zaman geçtikten ve o ilişkide bittikten sonra geriye bir tek pişmanlık kalıyor
bunun bir başka boyutu da bi andan sonra ilk baştaki eski sevgiliye dönme çabaları işte bunu hala anlayamıyorum

geldik son ilişkimize : aldatma
izlediğimiz dizilerden midir nedir artık aldatma da bayağı bi yaygınlaştı
etrafta da çok yadırganmadığını görüyorum
evli olan insanların aldatmalarını hiç ama hiç onaylamıyorum ama azda olsa anlamaya çalışıyorum
ama sevgili olanların aldatmalarını ise anlamaya bile çalışmıyorum bu nasıl bir şeydir ya
madem başka bi kişiye ihtiyaç duyuyorsun ayrıl,e ayrılmak istemiyorsan o zaman niye aldatıyorsun
böylelerini bi kaşık suda boğmak istiyorum

neyse sinirlenmek yok
eveeettt sevgili izleyenler bir yazımızın daha sonuna geldik
bizi izlediğiniz ve okuduğunuz için teşekkür ederiz bir başka yazıda görüşmek dileğiyle
sevgiler,saygılar

NOT : benden sunucu olur mu? bence gayet güzel (!) olabilir
yakında iclal aydın ya da esra ceyhan olabilirim :P

1 Kasım 2010 Pazartesi

her şeyi ben biliyorum havasında olan insanlardan nefret ediyorum
mesela bugün 1 kasım ya,1928 yılında latin harfleri kabul edildi bu milletimiz için çok önemli tamam kabul
bize düşen dilimizi korumak biz genç kuşağız falan
ama bunu neden insanları küçümseyerek yapıyoruz ya da yapıyorsunuz
yok herkez,yalnız,yalnış vs
ben elimden geldiğince yazım kurallarına uymaya çalışıyorum ama insanların yanlışlarını düzelteceğiz diye niye bilmişlik taslıyoruz
o zaman sms demeyin mesaj diyin diyen türkçe öğretmeninden farkımız kalmıyor

facebook öyle bir iletişim aracı haline geldi ki düşünüyorum acaba o olmadan ne yapıyorduk diye
insanlar içkiye gelen zamlardan tutun da tuvalete giderken bile bizle ne yaptıklarını paylaşıyorlar sağ olsunlar
itiraf edeyim bazen bende kendimi kaybediyorum ama sonra frenliyorum eleştirdiğim insanlardan farkım kalmıyor diye
bu arada içimden eleştirmeye de özen gösteriyorum malum insanlar kavga etmeye hazırlar
ben onlardan olmak istemiyorum,olmayacağım da
ne demiş atalarımız çirkefe taş atma üstüne sıçrar
ne kadar da güzel söylemişler..

31 Ekim 2010 Pazar

düğün yorguluğu bu olsa gerek
ayaklarım ağrıdan,boğazlarım soğuktan şiş
yani başımdan aşağısını hissetmiyorum,görende ben evlendim zannedecek
ama eminim kendi düğünümde bu kadar çok oynayamam malum gelinlik falan kıvırmak zor olabilir :P
bu yazıdan hiç haberleri olmayacak olsalar da emre abime ve rabia ablama bi ömür boyu mutluluklar diliyorum

insan böyle mutlu çiftleri görünce evlenesi geliyor
tabi bunda gelinin çiçeğini bana vermesi de etkili oldu :)
evlilik fikri şu an için benden bayağı bi uzak umarım herkes doğru insanı bulup mutlu olur
bende bikaç güne normale dönerim sanırım
derslerden uzak kaldım eminim beni çok özlemişlerdir
ben hasretle yanıp tutuşuyorum çünkü
salı günkü sınavla özlemim son bulacak,ezgim bugün okuluna gidiyor,genç çiftler ise balayına
çok içlendim çok bildiğiniz gibi değil :)

30 Ekim 2010 Cumartesi

düğüncü geldi hanıııımmm

bikaç yazı öncesi bahsetmiştim
canım ezgim'in canım abisi evleniyor diye
dün düğünün ilk ayağını yaptık yani kına gecesini,ben kına gecelerini düğünlerden daha çok seviyorum
düğün daha resmi oluyor sürekli çiftetelli falan
ama gelin bizim buralı olmadığı için kına gecesi de yarı düğün havasındaydı
tabiki de benim için fark etmez çünkü kapı gıcırtısına bile oynayabilme potansiyeline sahibim
bi de evlenenler sevdiğim kişiler olunca değmeyin keyfime

geceler de uzamaya başlayınca yaklaşık 5 saat oynadım sanırım
ara ara sinir olduğum insanlarda olmadı değil ama dün deplasmandaydık bugün kendi evimizde daha güzel olacağına eminim :)
bir de adım düğüncüye çıktı
daha yeni tanıdığım insanlar düğünlerine oynamam için çağırdılar
tabi buradan dansöz anlamı da çıkabilir :)
ama ne anlam çıkarsa çıksın ben bu gecede oynamaya devam edeceğim

ezgi'le de resmimizi ekliyorum huzurlarınızda biiiizzz :)

27 Ekim 2010 Çarşamba

erenlerin bağından okun ucundan

şakayla karışık her zaman söylemişimdir temiz kalpliyim diye
tabi insan böyle bir şeyi söyleyince herkes gülüyor,bende gülüyorum doğal olarak
ortalarda temiz kalpliyim diye dolaşmak garip oluyor
ama son günlerde bunun örnekleriyle daha sık karşılaşıyorum

mesela bu sabah dersanede kendi sınıfıma doğru giderken merdivenlerde uyuşuk 2 kız gidiyordu
bende geç kalacağım diye acele ediyordum
tam içimden şimdi geçsem merdivenler dar,kesin çarpacağım diye geçirirken kız arkadaşına çarptı ve merdivenlerden düştüler
güleyim ağlayayım mı bilemedim :)
neyse dedim tesadüftür olabilir herkesin başına gelebilir en azından benim çok geldi

sonra dersaneden çıktım eve gidiyorum
türbanlı iki bayan yürüyorlar,bayanlardan birinin eşarbının rengi turuncu,fosforumsu bir şey
o kadar sıkı bağlamış ki kadın boğulacak gibi
yine içimden bunları geçirirken gayet sıcak olan havada birden rüzgar belirdi ve kadının eşarbı açıldı :)

son olarak da izleyenler belki bilirler show tv de canlı para diye bi proğram başladı
geçen gün ona denk geldim
izleyecek de bir şey bulamadım,soruları cevaplamaya çalışıyorum
elma almaya mutfağa gittim aşure kokuyor gibi geldi,soruya bi baktım aşurenin malzemelerini sormuşlar
reklam arasında yine odadan ayrıldım
aklıma durduk yere hulusi kentmen geldi dedim bendis ne alaka
reklamlar bitti,gelen sorunun şıkkında hulusi kentmen var
işte o zamandan beri kendimden korkmaya başladım :P

başlıkla alakasına gelince bilenler bilir yakup kadri'nin mensur şiir örneğinin başlığı
birden aklıma geldi
inanıyorum bununla da ilgili bir şeyler olacak
kanıtım da hazır olsun :)
merakla ve heyecanla beklemekteyim...

26 Ekim 2010 Salı

hava kapalı veya yağışlı olduğu zaman bütün gün ağlayasım geliyor
kimseyle konuşmak istemiyorum,konuşursam biliyorum kesin birinin kalbini kıracağım o zaman en iyisi ağlamak :)

bugün sabah 7.32 de uyandım nasıl yağmur yağıyor
of dedim dünkü havaya bak bi de bugünkü
alarm çalıncaya kadar uyudum sonra evden bir çıktım aman allah'ım sanki nisan ayındayız
kalın giyindiğim için pişman oldum
havanın güzelliği de direk ruh halime yansıdı doğal olarak
bütün gün salak salak şarkılar söyleyip durdum sınıfta
bunun diğer bi sebebi de artık sınıfa alıştım
tam 26 kişiyiz sınıfta boş sıra hiç yok,biri gelmeyince hemen yokluğu belli oluyor
bende kendimi sınıf başkanı ilan ettim ne yapalım eskiden kalma alışkanlıkları da unutmamak gerekiyor
eski günlerde olduğu gibi defteri yine ben yazıyorum
çok saçma gelecek ama acayip zevk alıyorum
acaba öğretmen mi olsam diye soruyorum kendime
ve korkuyorum da ya ileride hukuk fakültesini sevmezsem diye o zaman kendimi boğarım heralde
şu çektiğim ya da ilerde çekeceğim sıkıntıların hepsi bu yüzden

diğer bi mutluluk sebebim de sınav sonuçlarım iyi geliyor
zaten benim sorunum 2.bölüm o yüzden şimdilik her şey yolunda
umarım bozulmaz

bu hafta diğer haftalardan biraz daha farklı
çünkü cuma,cumartesi çok sevdiğim iki insan evleniyor : ezgimin abisi
benim abim olmadığı ve emre abiyi çok sevdiğim için acayip heyecanlıyım
saç modelleri falan düşünüyorum
bi fikir de buldum
eğer o zamana kadar fikir değiştirmezsem yine kestireceğim
bu sefer biraz  daha kısa olacak 7 numara diye düşünüyorum
aslında bu pek düğün saçı değil ama
herkes uzun olacak bi farklılık olması lazım :)
bu saç mevzusunu açtığım zaman annemden gelen tepkiyi düşündükçe gülüyorum
önümüz kış o kadar kısa kestirme üşürsün dedi sevgili annem :)
tek sorunumuz bu olsun yeter ki
bendis mutlu ve heyecanlı olarak bildirdi
en kısa zamanda görüşmek dileğiyle :)

24 Ekim 2010 Pazar

mutlu yıllarrr :)

geçen yıl bu vakitlerde (aslında tam da bugün) blog camiasına katılmıştım
o zamandan bu zamana o kadar çok şey değişti ki
hepsini hatırlasam da bunların çoğunu yazıya dökemiyorum daha doğrusu dökmemem lazım
en önemlisi artık alıştım,internete girer girmez açacağım ilk sayfa blog'lar oluyor
ilk zamanlarda kimse izlemezken bile sanki birileri takip ediyor hissine kapılıp içimdekileri yazamıyordum
takip etse ne olacaksa
sanki güncel olayları yazmam gerekiyor gibi geliyordu
geen bir yılda 'kendi blog'umun ne demek olduğunu anladım
bazen hala tutukluk yaşıyorum
o da bazı şeyleri yazarsam kabul edeceğimi sanıp korktuğumdan
ama ne olursa olsun,açma amacımdan bayağı sapsam da iyi ki açmışım diyorum
en azından kimse okumasa bile kendimden izler bırakıyorum geçmişe dair
işte bu her şeye değer
kendi kendimin 1.yılını kutlayarak yazıyı sonlandırıyorum
evet blog daha nice yıllara :)

23 Ekim 2010 Cumartesi

havaya girmek ya da girememek

yıllardır deyimlerle atasözlerini görüyorum ama oldum olası deyimlerle atasözlerini karıştırıyorum
sanırım bu sefer şeytanın bacağını kıracağım (bkz : deyim )
tabi yazıyı yazma amacım bu değil
artık yazı yazarken zorlanıyorum çünkü gerçekten ne yazacağıma karar veremiyorum
eskiden okula giderken yani her gün bi olay oluyordu
öyle bi sınıfta eğitim görüyorduk ki bi gün çok iyi dost olduğun insan yarın seni yarı yolda bırakabilir,eski sevgilin en yakın arkadaşınla çıkabilir vs vs.
durum böyleyken yazılacak konu da bol oluyordu
şimdi ise yaşadıklarıma bakıyorum ki o kadar sade,tek düze
sabah 08.08 de kalkıyorum dersaneye gidiyorum geliyorum bi bakıyorum akşam olmuş
diyorum ne yaptım bugün de bu kadar çabuk geçti
cevap hiç

bunu sağ olsun rehber öğretmenim sık sık tekrarlıyor
daha önceden bahsetmiştim dersaneme devam etme nedenlerimden en büyüğü kendisi olur diye
dün deneme sınavından sonra biraz konuştuk
sonuç güzel 1.yim ama puan 407 geçen yılki esas sınavda zaten 421 almıştım
gelen cevap ise daha kötü
-sen havaya giremedin daha boş boş şeylerle uğraşıyorsun,derste kiminle oturuyorsun?
-alper'le
-neden?çünkü eğlence daha cazip geliyor değil mi?

yani aslına bakarsanız öğretmenin haklı,zaten şimdiye kadar hep haklı olmuştur
o sıraya oturduğumdan beri derste çıkardığım kelime sayısında %1000 artış oldu
hocaların ters bakışlarına bile maruz kalmaya başladım
madem bunun farkındayım
niye devam ediyorum değil mi?
kendime engel olamıyorum gibi komik bi cümle kurmayacağım,çünkü kendime engel olabilirim
ama orada gerçekten eğleniyorum
ama benim bi sene daha kalma amacım eğlenme değil seneye daha büyük eğlenceleri bu yüzden kaçırmaya hiç mi hiç niyetim yok
o yüzden artık havaya giriyorum
bazı şeyleri kelimelere dökemesem de boş boş şeylerle uğraşmaktan da vazgeçiyorum
o halde hepimize kolay gelsin :)

20 Ekim 2010 Çarşamba

bir şeylerde sorun var?

bi yerlerde yanlış yapıyorum
ama nerede?

çok yemek yemeye başladım
doğal olarak kilo alıyorum
geceleri yattıktan en az 3 saat sonra uyumaya başlıyorum
rüya göremiyorum, gördüğüm nadir zamanlarda da korkup sıçrıyorum
aptal aptal şeyleri önemseyip kendime hırs belliyorum (bkz : dersanenin ön sırasını kapma yarışı :S )

her şeye yanlış cevap veriyorum
yağmur yağdığı için dersanenin tatil olduğunu söyleyen arkadaşıma inanıyorum
tam evden çıkarken çıkmaktan vazgeçiyorum
bir şeylerin hata olduğunu bile bile yapmaya devam ediyorum
ve en önemlisi bu aralar çok özlüyorum


.

17 Ekim 2010 Pazar

eskiler :)

bu aralar kendime ait fazla fotoğraf ekliyorum farkındayım
ama bugünkü ekleyeceklerim biraz daha farklı
dün gece ablam ve arkadaşıyla biraz nostalji yaptık ve doğum öncesi fotoğraflardan başlayarak bugüne kadar geldik
bikaç yaşlarındayken fotoğraf makinamız yoktu
ama annem sağ olsun kendi büyümemizi görebilmemiz için her yaş günümüzde fotoğraflar çekip saklamış
uzun zamandan sonra görünce çok şaşırdım
keşke öyle kalabilseydik ama ne yazık ki bu mümkün değil
sizlerin de görmesi için 2 resim ekleyeceğim

ben 2 yaşındayım,ablam 4 :)
yani soldaki korkmuş vaziyette olan benim,ablam yine bir şeylerin peşinde :)
her ne kadar erkek çocuğu gibi gözüküyor olsam da altımdaki etek cinsiyetimi belli ediyor
bu fotoğrafı seviyorum :)


sıradaki resmimizde az da olsa günün anlam ve önemini belirtiyor
ezgi'm bugün üniversiteye gidiyor
geçen hafta başladı ama yakın olduğu için hemen geldi
bu sefer ki biraz daha uzun sürecek
alışmam lazım zaten bi yıl böyle geçecek
hep diyorum ezgi 13 yıllık arkadaşım diye,bu resimde arkadaşlığımızın temellerinin atıldığı anasınıfına ait
okulun son günü yıl 1998
hey gidi günler hey ne çabuk geçmiş de büyümüşüz
ben kendimi şu anki halime benzetemesem de soldaki ezgi,sağdaki benim
ayakkabı ve çoraplara dikkatinizi çekmek istiyorum :)

16 Ekim 2010 Cumartesi

mim mim mim :)

pek sevgili Lilja Saaga beni mimlemiş ona buradan teşekkürlerimi sunuyorum
e yapmadan olmaz sanırım :)

konu şu : sıkıntılarımdan uzaklaşacak bi tatile gidecekmişim arabam ve arabamda son ses çalan şarkı ne olurmuş
çok güzel bi mim,çok güzel diyorum çünkü daha önce hiç böyle bir şeyi düşünmemiştim
kendi arabanla,herkesi ardında bırakarak gidiyorsun e müzik de son ses kıskananlar çatlasın :)

gelelim arabamaaa
                                        
                                         1962 model mercedes

çalan şarkı da ozan doğulu'nun albümünden bi şarkı olmalı
o zaman 'sen mutlu ol yeter'

Bir gün olsun gülmesem                                    İnim inim inlesem
Hep ağlasam da olur                                        Acı çeksem de olur
Karanlığın içinde                                              Benim için fark etmez
Yalnız kalsam ne olur                                       Sen mutlu ol ne olur


bende bu mimi ; beni okuyan herkese gönderiyorum :)

15 Ekim 2010 Cuma

babamı gerçekten çok seviyorum
dışardan görenler kamyon ya da tır şoförüne benzetiyorlar
suratı hep asık,bunu adliyede çalışmasına bağlasa da bence doğarken de böyle doğdu :)
ama gel gelelim mizacıyla hiç örtüşmeyen bi yapıya sahip
bunun sebebi bence balık burcu olması ve benim gibi bi kıza sahip olması :)

evin tek oğlu olan babacığım oldukça kıskançmış
halalarıma vakti zamanında bayağı bi kök söktürmüş ama biza kıyamıyor bu tavrı da benim çok hoşuma gidiyor
2 yıl önce ablam ameliyat olacaktı 2 tane erkek arkadaşı çıkıp geldi geçmiş olsun'a
uzun yoldan geldikleri için gidin de diyemedi bizde kalmışlardı
o zaman babamdan böyle bir tepki görmemiştim
2 gün boyunca gülüp durdum
bu olayı arkadaşlarıma anlattığımda şok olmuşlardı
-yok artık senin baban mı
heralde hemen hemen herkesten bunun gibi yorumlar aldım

bu yazıyı yazmamın sebebi de ablam bu akşam yola çıkıyor yine bi erkek arkadaşıyla
babamsa yarın mangal mı yaksak acaba diye düşünüyor
babam bize bu kadar güvendiği için onu seviyorum
umarım babamın güvenini hiçbir zaman boşa çıkarmayız

14 Ekim 2010 Perşembe

şimdiye kadar ya hayatımı derinden etkileyen sınavdan ya da kalbimin kırıklıklarından bahsettim
şu an ki hissettiğim şey biraz daha yeni : özlem

dersanenin 2.haftasındayız,hocalarım dışında her şey yeni
sınıfım,sıram,arkadaşlarım,ortamım,çevrem vs
bugün fark ettim yeni gelenleri gidenlerle kıyaslıyorum ve onlara eskilerden bi parça yüklüyorum

D.'nin sümükadamı benim çok yakın arkadaşımdı
-dı diyorum artık değil ne yazık ki
neden ne yazık ki dediğimi de bilmiyorum böyle olmasını ben istedim aslında
tamam onunda bunun olmaması için pek çaba sarf ettiği söylenemez ama ne bileyim üzülüyorum yine de

cengizle aramızdaki ilişki biraz farklıydı,ne zaman ihtiyacı olsa yanındaydım
benim deyimimle o beni kullanıyordu,onun deyimiyle ise ben yardımseverdim
onun için bir şeyleri yaparken hiç tereddütte kalmadım,o benim arkadaşımdı elimden ne gelirse yapardım en önemlisi seviyordum onu değerliydi benim için
ama benim canım arkadaşım benim zor zamanlarımda hiç yanımda olmadı
olma zorunluluğu tabi ki yoktu
ama olmasını isterdim,her ne kadar artık konuşmasak da istiyorum hala

bunları bana düşündüren sebep ise sınıftaki bi arkadaş
ona cengiz gibi davrandığımı fark ettim,hareketleri de benziyordu
ben cengize hiç kızamazdım,ne kadar öfkelide olsam bi gülüşüyle yumuşardım ki çoğu zaman annesi gibi davrandırdım
bugün o arkadaş 'bendis,testleri alıp sırama bırakır mısın' dediğinde anladım cengizi özlediğimi
onun testlerini hep ben alırdım,ödevlerini yapması için baskı yapardım,erken kalkması gerektiği günler ben de erken kalkardım yapardım işte
bugün o çocukla konuşurken birden tokat attım
neydi şimdi bu dedi cevap veremedim,gerçekten bi sebebi yoktu aslında o tokatı ben cengiz'e atmak istemiştim
keşke yanımda olsaydı da atsaydım,hala çok öfkeliyim ona ama bir yanımda boşver diyor
cengiz'i özlemek mi yoksa yanımda olması mı hangisi daha iyi bilmiyorum
tek bildiğim onu özlüyorum

NOT : evet fotoğraftakiler biziz,doğumgünümde çekilmiştik ikimizinde en sevdiği fotoğraflardan biri :)

12 Ekim 2010 Salı

her şeyi bilen ben

bugün uzun zamandan beri yapmadığım bir şeyi yaptım
yağmur sesini dinleyerek uyudum,bu uyku belki 15 dakika sürdü ama yine de o kadar huzur vericiydi ki
hep yağmur yağsın,altında gezineyim ama sadece saçım ıslansın
öyle bahtsızım ki hep elimde bir şeyler varken yağmura yakalanıyorum bu yüzden de hiç zevk alamıyorum

bi başka olayda dersaneye iyice alıştım
sabah kalkarken mutlu uyanıyorum,çünkü yapacak bir şeylerim var bunu bilmek hoşuma gidiyor
boşuna yaşamıyormuşum gibi geliyor,bir şeylere sahip olmak için çaba sarf ediyorum bu bile biçok şeye değer bence

dersaneye alıştım ama yine de sıkılabiliyorum,sınıfımız kalabalık tamam benden başka 3 kişi dışında hiç kimse konuşmuyor ama yine de dersler verimli geçmiyor bana göre
mesela bugün geometri dersindeki en basit konuyu 2 saat işlemek zorunda kaldık
hocaya ayıp olmasın diye gözünün içine bakıyorum
durum böyle olunca düşünüyorum acaba kendimi bir şey mi sanıyorum diye,belki de kötülerin arasında iyiyim
geçen yıl ben biliyorum havalarına girme gafletinde bulundum sonuç belli :)
o yüzden her şeyi temelden almam lazım ama alamıyorum
almam gerektiğini biliyorum ama içten gelen o ses her şeyi mahvediyor
belki de ilk haftalar diye böyledir,konular ilerledikçe ve işin içine biraz da rekabet girince her şey daha güzel olacak biliyorum

benden bugünlük bu kadar gidip çözmem gereken doğruda açı ve temel kavramlar testlerim var en kısa zamanda görüşmek dileğiyle :)

11 Ekim 2010 Pazartesi

normal bendis hoşgeldin

hayatım artık yavaş yavaş düzene giriyor
benim düzenli hayatım nasıl olur?
ders çalışarak tabi ki
havalarda soğudu bundan iyi zamanlama olmaz heralde
ağustosun 13ünde yerleşemediğimi öğrendiğimden beri aklımda tasarladığım plana sonunda uymaya başladım
gelen gidenden tam olarak yoğunlaşamıyorum ama annem sağolsun çok destek oluyor
evde durmamaya özen gösteriyorum
geçen yıl yapmadığım şeyleri de yapıyorum mesela akşamları ders çalışabiliyorum,odaklanabiliyorum konsantre olabiliyorum vs.
bu sene benim için her açıdan farklı olacak hissediyorum

bugün ek kontenjanlar için yapılan tercihlerin son günüydü
etrafımdaki insanlara bakıyorum
gitmek için 2 yıllıklardan tutun istemediği yerlere kadar tercih yapanlarla dolu
1 sene geç gitsen ne olacak ki,dünyanın sonu mu?
bunu yerleşemediğim için söylemiyorum,gerçekten böyle düşünüyorum inanmasam tercih yapardım zaten
dersanedeki öğretmenim '22 yıldır öğretmenim,21 yıllık öğretmen olsam da bir şey değişmeyecekti' demişti
ne kadar doğruymuş
hayatımla ilgili verdiğim en önemli karar budur heralde
geleceğimi kendim belirliyorum,ilk defa büyüdüğümü hissediyorum
belki ilerde pişman olacağım ama en azından 'keşke başkasını dinlemeseydim' demekten iyidir
o yüzden huzurluyum,içim çok rahat
umarım önümüzdeki 8 ay bu iç huzurum bozulmaz ve ileride 'keşke' yerine 'iyi ki' derim

öyle olacak biliyorum :)

10 Ekim 2010 Pazar

7 ekim perşembe günü 02.41 de gelen telefonla dedemin vefat ettiğini öğrendik
uyku sersemiyle ne olduğunu bi an anlayamadım ama o saatte çalan bi telefon başka bi haber veremezdi
insan şokla ne yapacağını bilemiyor 7ye kadar bekledik sonra hastane,morg,ağlama,dua etmeyle vakit geçti bugüne kadar
bugün 4.gün,4 gündür anneannemlerdeydik
bütün aile,sülale orda
birlikte yenilen yemekleri,birlikte edilen sohbetleri çok özlediğimi fark ettim
mesela 11 yıldır görmediğim dayımı gördüm
ne o beni tanıdı ne de ben onu
keşke bunun için kötü zamanları beklemesek

eski bi arkadaşım yılın belirli vakitlerinde akrabalarıyla kısa tatiller yapardı
buna da akraba toplantısı falan diyorlardı,dalga geçiyordum o zaman insan niye toplansın zaten siz hep berabersiniz diyordum
o akraba toplantılarının önemini şimdi daha iyi anlıyorum
dedem de kalabalığı çok severdi,keşke o da görebilseydi birlikte olduğumuzu
eminim gittiği yerden izliyordur bizi

ölüm ne kadar soğuk bi kavram olsa da,acı verse de yine bi zamandan sonra insan normal hayatına dönüyor
biz evimizdeyiz,ablam eskişehir'de,mehmet abim istanbul'da,dayım izmir'de,dedem mezarda...
yokluğun ne kadar kötü olsa da buna da alışacağız biliyorum
'dede' kelimesi geçtiğinde yaptıklarımızdan bahsedeceğiz ve rahmet dileyeceğiz
zaman işte insanı alıştırmayacağı şey yok ama ne olursa olsun onu çok ama çok seviyorum umarım yattığı yerde huzurludur şimdi...

7 Ekim 2010 Perşembe

zamanın çok çabuk geçtiğini son günlerde çok daha iyi anlıyorum
insan ömrünün kısa olduğunu da hastanelerde
bi an kötü hissediyorum bi an iyi
elimden geldiğince serinkanlı olmaya çalışıyorum sadece hastaneye gittiğimde kötü oluyorum
yoğun bakımın önünde aslında durmak yasak ama ne zaman gitsem kalabalık
insanlar sürekli ağlıyor ve içeriden 'ahhh' diye sesler geliyor
bugün artık isyan ettim
psikolojim bozuldu gece yattığımda rüyamda inleme sesleri duyuyorum
umarım bi an önce son bulur bu işkence
allah'tan herkese şifa diliyorum...

dün yapılan sınavla dersanem resmen başlamış bulunmakta
bu konuda da kafam hem net hem karışık
1.oldum bu iyi ama 2.yle aramda 68 puan var
tek eşit ağırlık sınıfı var bikaç güne ikiye ayrılcakmış
ayrılsa iyi olur çünkü sınıf kalabalık 25 kişiyiz
kendi okulumdan kimse yok,geneli düz lise bikaç tane açık liseden öğrenci bile var
o yüzden kendimi birazcık yalnız hissediyorum
bugünde 2.tercihler başladı
bi sürü boş kontenjan var istanbul hukuk'da 12,ankara hukuk'ta 5 şaşırdım bunları görünce
ama ne yazık ki tablo 4'ün 2.maddesi yüzünden o yerleri yazamıyorum
taban puanları benim puanımdan yüksekmiş falan filan
ailem nedenini anlayamadığım şekilde ek kontenjanları yapıp gitmemi söylüyor
bende şımarıklık ya da idealistlik yapıp oralarda okumak istemiyorum
umarım pişman olmam bu kararımdan
hocalara göre öğretim hayatımızın en rahat yılı olacakmış
planlı çalıştıktan sonra bana da öyle geliyor,zaten lise sonlardan bi adım önde olduğumuzu düşünüyorum
bilgi olarak olmasak da tecrübe olarak en azından öndeyiz
fesatlık yapıp onlara 2.bölümü son 2 aya bırakmamalarını söylemeyeceğim
hahaha yaşasın kötülük !!!

5 Ekim 2010 Salı

dün sabah annemle kahvaltı ederken telefon geldi kuzenimden
-teyze çabuk gel dedem ölüyor diye
elimiz ayağımız birbirine dolandı anneannemler komşu ilçede oturdukları için babamın gelmesini bekledik
babamı beklerken annem hem ağlıyor hem de etrafı toparlamaya çalışıyordu
fırsatımız olmazmış bi daha gelmeye
bende bi yandan kalemlerimi almaya çalışıyorum yarın dersane sınavım var oradan giderim diye :S
biz böyle saçmalarken babam geldi
biz direk hastaneye geçtik 9bin nüfusluk bi ilçede hastane sağlık ocağı gibiydi
dedemi gördüğümde ağlamaya başladım
kolon kanseri olduğundan daha önce bahsetmiştim
durumu iyice kötüleşmiş,serumu bitince bizim ilçedeki hastaneye getirdik
4 gündür yemek yemediği için iyice halsiz düşmüş zaten yediklerini de bağırsakları ememiyordu
bütün günümüz hastanede bekleyerek geçti
nöbetçi uzman doktor yatmasına gerek yok diye rapor vermiş çünkü biz 'özel' ilgi istemedik doğal olarak bunun içinde para vermedik
sonra başka bi insaflı doktor yatırdı
ama bundan bir şey beklemeyin yani bi çare olmayacak dedi
ziyaret saati bittiği için biz eve geldik
gece otururken telefon geldi dedemi yoğun bakıma almışlar
yolda ölüp ölüp dirildim tamam dedim öldü artık
gece 2 ye kadar bekledik ne ziyaretçi kabul ediyorlar ne de bilgi veriyorlardı
telefon her çaldığında yüreğim ağzıma geldiği için dün gece ezgi'lerde yattım
sabah da dersane sınavına gittim
şu an dedem hala yoğun bakımda
eve gelmeden önce hastaneye gittim,tomografi çekilmeye giderken gördüm ve öptüm belki de onu son öpüşümdür :(

3 Ekim 2010 Pazar

bugün itibariyle vicdanım kuş olup uçabilir
o kadar hafifledim ki gerçekten önemli olan başlamaya hazır olmakmış
bugün tam anlamıyla çalışmaya başladım
2.bölüm matematik soru bankası aldım 2 konuyu bitirdim tabi bi arkadaşımın yardımıyla
sık sık bu sene yalnız olacağımdan yakınıyordum
geçen yıl etrafımda bi sürü insan vardı şimdi anlıyorum çoğu kuru gürültüymüş
bugünden itibaren adını sıkça duyacağınız bi arkadaşım oldu : irem
aslında 5 yıldır tanıyorum onu ama hiç beraber oturup sohbet etmemiştik
bugün hem ders çalışmamın hem de arkadaşlığımızın başlangıcıydı
sohbetin dozunu ayarlayamadığımız zamanlarda oldu ama bunu birbirimizi tanıma dönemine veriyorum
tabi ki bundan sonra laklak'ın yerini daha önemli şeyler alacak
bu yüzden mutluyum huzurluyum oh be :)

2 Ekim 2010 Cumartesi

kötü kadın

her dizide sevmediğimiz kötü karakterler vardır
bu kötü karakterler çoğu zaman kadındır
mesela 'Fatmagül'ün Suçu Ne?' deki Mukaddes, 'Yaprak Dökümü'nde Ferhunde bunun gibi yüzlerce sayabiliriz heralde
bu kadınlar güzel giden hayatları bozmak için dizide hayat bulurlar
entrika,ihanet bu kadınlar sayesinde dizide yaşar

bu durumdan niye bahsetme gereği duydum çünkü inanmak istemesemde gerçek hayatta bu rolü ben üstleniyorum sanırım
ben iyi davrandıkça ters tepiyor bunu kesin anladım
bikaç yazı öncesi bahsetmiştim
balıkesir'de kuzenimin arkadaşlarıyla tanıştım yeni insanları tanımak güzel diye
orada tanıdığım çocuklardan birinin ablası evleniyordu bende dün mesaj attım mutluluklar falan gibilerinden
bana ne oluyorsa insanlık yapmak benim neyime
ki gayet arkadaşça bi mesajdı
çocuktan bana gelen yanıt : bendis samimiyetine inanıyorum ama bi daha bana mesaj atma lütfen
5 yıldır sevgilisi olduğunu biliyordum zaten böyle bir tepkiyle karşılaşacağım aklımın ucundan geçmemişti
niye insanlarda böyle bi izlenim uyandırıyorum anlamıyorum
işim gücüm yok sevgilisi olanları mı ayartacağım
işin üzücü yanı ilk defa başıma gelmiyor bu durum
aptal şey aklıma geldikçe sinirlerim tepeme çıkıyor
gerçekten hiç kimseye iyi davranmak gerekmiyormuş
bunu bir kez daha anladım

1 Ekim 2010 Cuma

ekim ayını seviyorum
bana göre sonbaharı en güzel yaşatan bu ay,aynı zamanda bana güven duygusunu hatırlatıyor
üşümeye başladım,üşümeyi çok özlemişim
kış ayında doğduğumdan mıdır nedir soğuk havalara bayılıyorum
sanki üşümem geçince her şey yoluna girecek gibi garip duyguya kapılıyorum
o yüzden ekim ayı ve sonrası benim en sevdiğim zamanlar

bunun bi başka sebebi de şimdiye kadar bu ayda hiç kötü bir şey yaşamadım
hatta blogumu bile ekim ayında açmıştım
bu aklıma gelince 1 sene boyunca yaşadığım her şey gözümün önünden film şeridi gibi geçiyor
başlarda yazarken çok zorlanıyordum
hatta bikaç ay alışamamıştım bile
hissettiklerimi yazamıyordum sanki gazetede köşe yazarıymışım gibi geliyordu
hep ciddi,düzgün yazmam lazımmış gibi :)
ama şu bir yılda çok şey değişti
yeni şeyler öğrendim,biraz daha büyüdüm
artık blogumu benimsedim,sanki her gün yazmam gerekiyor diye düşünüyorum
her gün sayfayı açıyorum içimden bi sürü şey geçse de bunu kelimelere dökemiyorum
belki de bazı şeyleri henüz kendime bile itiraf edemiyorum
yazarsam eğer kabullenecekmişim gibi geliyor
çoğu zaman saçmalamamın sebebi de bu sanırım

sıkıştığım zamanlarda sığındığım olayım : sınav
her şeyi ona bağlıyorum
sanki bu dünyada sınava girecek olan bir tek ben varım
kimse heyecanlanmıyor,strese girmiyor
tek sorunlu benim
ama artık buna takılmayacağım
stres yaparak elime bir şeyin geçmeyeceğini artık çok net biliyorum
o yüzden bu yılı daha farklı,daha güzel yaşamak istiyorum
umarım başarabilirim demeyeceğim çünkü başaracağımı biliyorum
her şey benim ellerimde bu yıl benim açımdan mutlu geçecek hissediyorum
bi dahaki ekim ayında bu yazıyı hatırlayacağımdan adım gibi eminim
güzelliklerinle hoşgeldin :)