hayatım artık yavaş yavaş düzene giriyor
benim düzenli hayatım nasıl olur?
ders çalışarak tabi ki
havalarda soğudu bundan iyi zamanlama olmaz heralde
ağustosun 13ünde yerleşemediğimi öğrendiğimden beri aklımda tasarladığım plana sonunda uymaya başladım
gelen gidenden tam olarak yoğunlaşamıyorum ama annem sağolsun çok destek oluyor
evde durmamaya özen gösteriyorum
geçen yıl yapmadığım şeyleri de yapıyorum mesela akşamları ders çalışabiliyorum,odaklanabiliyorum konsantre olabiliyorum vs.
bu sene benim için her açıdan farklı olacak hissediyorum
bugün ek kontenjanlar için yapılan tercihlerin son günüydü
etrafımdaki insanlara bakıyorum
gitmek için 2 yıllıklardan tutun istemediği yerlere kadar tercih yapanlarla dolu
1 sene geç gitsen ne olacak ki,dünyanın sonu mu?
bunu yerleşemediğim için söylemiyorum,gerçekten böyle düşünüyorum inanmasam tercih yapardım zaten
dersanedeki öğretmenim '22 yıldır öğretmenim,21 yıllık öğretmen olsam da bir şey değişmeyecekti' demişti
ne kadar doğruymuş
hayatımla ilgili verdiğim en önemli karar budur heralde
geleceğimi kendim belirliyorum,ilk defa büyüdüğümü hissediyorum
belki ilerde pişman olacağım ama en azından 'keşke başkasını dinlemeseydim' demekten iyidir
o yüzden huzurluyum,içim çok rahat
umarım önümüzdeki 8 ay bu iç huzurum bozulmaz ve ileride 'keşke' yerine 'iyi ki' derim
öyle olacak biliyorum :)
11 Ekim 2010 Pazartesi
10 Ekim 2010 Pazar
7 ekim perşembe günü 02.41 de gelen telefonla dedemin vefat ettiğini öğrendik
uyku sersemiyle ne olduğunu bi an anlayamadım ama o saatte çalan bi telefon başka bi haber veremezdi
insan şokla ne yapacağını bilemiyor 7ye kadar bekledik sonra hastane,morg,ağlama,dua etmeyle vakit geçti bugüne kadar
bugün 4.gün,4 gündür anneannemlerdeydik
bütün aile,sülale orda
birlikte yenilen yemekleri,birlikte edilen sohbetleri çok özlediğimi fark ettim
mesela 11 yıldır görmediğim dayımı gördüm
ne o beni tanıdı ne de ben onu
keşke bunun için kötü zamanları beklemesek
eski bi arkadaşım yılın belirli vakitlerinde akrabalarıyla kısa tatiller yapardı
buna da akraba toplantısı falan diyorlardı,dalga geçiyordum o zaman insan niye toplansın zaten siz hep berabersiniz diyordum
o akraba toplantılarının önemini şimdi daha iyi anlıyorum
dedem de kalabalığı çok severdi,keşke o da görebilseydi birlikte olduğumuzu
eminim gittiği yerden izliyordur bizi
ölüm ne kadar soğuk bi kavram olsa da,acı verse de yine bi zamandan sonra insan normal hayatına dönüyor
biz evimizdeyiz,ablam eskişehir'de,mehmet abim istanbul'da,dayım izmir'de,dedem mezarda...
yokluğun ne kadar kötü olsa da buna da alışacağız biliyorum
'dede' kelimesi geçtiğinde yaptıklarımızdan bahsedeceğiz ve rahmet dileyeceğiz
zaman işte insanı alıştırmayacağı şey yok ama ne olursa olsun onu çok ama çok seviyorum umarım yattığı yerde huzurludur şimdi...
uyku sersemiyle ne olduğunu bi an anlayamadım ama o saatte çalan bi telefon başka bi haber veremezdi
insan şokla ne yapacağını bilemiyor 7ye kadar bekledik sonra hastane,morg,ağlama,dua etmeyle vakit geçti bugüne kadar
bugün 4.gün,4 gündür anneannemlerdeydik
bütün aile,sülale orda
birlikte yenilen yemekleri,birlikte edilen sohbetleri çok özlediğimi fark ettim
mesela 11 yıldır görmediğim dayımı gördüm
ne o beni tanıdı ne de ben onu
keşke bunun için kötü zamanları beklemesek
eski bi arkadaşım yılın belirli vakitlerinde akrabalarıyla kısa tatiller yapardı
buna da akraba toplantısı falan diyorlardı,dalga geçiyordum o zaman insan niye toplansın zaten siz hep berabersiniz diyordum
o akraba toplantılarının önemini şimdi daha iyi anlıyorum
dedem de kalabalığı çok severdi,keşke o da görebilseydi birlikte olduğumuzu
eminim gittiği yerden izliyordur bizi
ölüm ne kadar soğuk bi kavram olsa da,acı verse de yine bi zamandan sonra insan normal hayatına dönüyor
biz evimizdeyiz,ablam eskişehir'de,mehmet abim istanbul'da,dayım izmir'de,dedem mezarda...
yokluğun ne kadar kötü olsa da buna da alışacağız biliyorum
'dede' kelimesi geçtiğinde yaptıklarımızdan bahsedeceğiz ve rahmet dileyeceğiz
zaman işte insanı alıştırmayacağı şey yok ama ne olursa olsun onu çok ama çok seviyorum umarım yattığı yerde huzurludur şimdi...
7 Ekim 2010 Perşembe
zamanın çok çabuk geçtiğini son günlerde çok daha iyi anlıyorum
insan ömrünün kısa olduğunu da hastanelerde
bi an kötü hissediyorum bi an iyi
elimden geldiğince serinkanlı olmaya çalışıyorum sadece hastaneye gittiğimde kötü oluyorum
yoğun bakımın önünde aslında durmak yasak ama ne zaman gitsem kalabalık
insanlar sürekli ağlıyor ve içeriden 'ahhh' diye sesler geliyor
bugün artık isyan ettim
psikolojim bozuldu gece yattığımda rüyamda inleme sesleri duyuyorum
umarım bi an önce son bulur bu işkence
allah'tan herkese şifa diliyorum...
dün yapılan sınavla dersanem resmen başlamış bulunmakta
bu konuda da kafam hem net hem karışık
1.oldum bu iyi ama 2.yle aramda 68 puan var
tek eşit ağırlık sınıfı var bikaç güne ikiye ayrılcakmış
ayrılsa iyi olur çünkü sınıf kalabalık 25 kişiyiz
kendi okulumdan kimse yok,geneli düz lise bikaç tane açık liseden öğrenci bile var
o yüzden kendimi birazcık yalnız hissediyorum
bugünde 2.tercihler başladı
bi sürü boş kontenjan var istanbul hukuk'da 12,ankara hukuk'ta 5 şaşırdım bunları görünce
ama ne yazık ki tablo 4'ün 2.maddesi yüzünden o yerleri yazamıyorum
taban puanları benim puanımdan yüksekmiş falan filan
ailem nedenini anlayamadığım şekilde ek kontenjanları yapıp gitmemi söylüyor
bende şımarıklık ya da idealistlik yapıp oralarda okumak istemiyorum
umarım pişman olmam bu kararımdan
hocalara göre öğretim hayatımızın en rahat yılı olacakmış
planlı çalıştıktan sonra bana da öyle geliyor,zaten lise sonlardan bi adım önde olduğumuzu düşünüyorum
bilgi olarak olmasak da tecrübe olarak en azından öndeyiz
fesatlık yapıp onlara 2.bölümü son 2 aya bırakmamalarını söylemeyeceğim
hahaha yaşasın kötülük !!!
insan ömrünün kısa olduğunu da hastanelerde
bi an kötü hissediyorum bi an iyi
elimden geldiğince serinkanlı olmaya çalışıyorum sadece hastaneye gittiğimde kötü oluyorum
yoğun bakımın önünde aslında durmak yasak ama ne zaman gitsem kalabalık
insanlar sürekli ağlıyor ve içeriden 'ahhh' diye sesler geliyor
bugün artık isyan ettim
psikolojim bozuldu gece yattığımda rüyamda inleme sesleri duyuyorum
umarım bi an önce son bulur bu işkence
allah'tan herkese şifa diliyorum...
dün yapılan sınavla dersanem resmen başlamış bulunmakta
bu konuda da kafam hem net hem karışık
1.oldum bu iyi ama 2.yle aramda 68 puan var
tek eşit ağırlık sınıfı var bikaç güne ikiye ayrılcakmış
ayrılsa iyi olur çünkü sınıf kalabalık 25 kişiyiz
kendi okulumdan kimse yok,geneli düz lise bikaç tane açık liseden öğrenci bile var
o yüzden kendimi birazcık yalnız hissediyorum
bugünde 2.tercihler başladı
bi sürü boş kontenjan var istanbul hukuk'da 12,ankara hukuk'ta 5 şaşırdım bunları görünce
ama ne yazık ki tablo 4'ün 2.maddesi yüzünden o yerleri yazamıyorum
taban puanları benim puanımdan yüksekmiş falan filan
ailem nedenini anlayamadığım şekilde ek kontenjanları yapıp gitmemi söylüyor
bende şımarıklık ya da idealistlik yapıp oralarda okumak istemiyorum
umarım pişman olmam bu kararımdan
hocalara göre öğretim hayatımızın en rahat yılı olacakmış
planlı çalıştıktan sonra bana da öyle geliyor,zaten lise sonlardan bi adım önde olduğumuzu düşünüyorum
bilgi olarak olmasak da tecrübe olarak en azından öndeyiz
fesatlık yapıp onlara 2.bölümü son 2 aya bırakmamalarını söylemeyeceğim
hahaha yaşasın kötülük !!!
5 Ekim 2010 Salı
dün sabah annemle kahvaltı ederken telefon geldi kuzenimden
-teyze çabuk gel dedem ölüyor diye
elimiz ayağımız birbirine dolandı anneannemler komşu ilçede oturdukları için babamın gelmesini bekledik
babamı beklerken annem hem ağlıyor hem de etrafı toparlamaya çalışıyordu
fırsatımız olmazmış bi daha gelmeye
bende bi yandan kalemlerimi almaya çalışıyorum yarın dersane sınavım var oradan giderim diye :S
biz böyle saçmalarken babam geldi
biz direk hastaneye geçtik 9bin nüfusluk bi ilçede hastane sağlık ocağı gibiydi
dedemi gördüğümde ağlamaya başladım
kolon kanseri olduğundan daha önce bahsetmiştim
durumu iyice kötüleşmiş,serumu bitince bizim ilçedeki hastaneye getirdik
4 gündür yemek yemediği için iyice halsiz düşmüş zaten yediklerini de bağırsakları ememiyordu
bütün günümüz hastanede bekleyerek geçti
nöbetçi uzman doktor yatmasına gerek yok diye rapor vermiş çünkü biz 'özel' ilgi istemedik doğal olarak bunun içinde para vermedik
sonra başka bi insaflı doktor yatırdı
ama bundan bir şey beklemeyin yani bi çare olmayacak dedi
ziyaret saati bittiği için biz eve geldik
gece otururken telefon geldi dedemi yoğun bakıma almışlar
yolda ölüp ölüp dirildim tamam dedim öldü artık
gece 2 ye kadar bekledik ne ziyaretçi kabul ediyorlar ne de bilgi veriyorlardı
telefon her çaldığında yüreğim ağzıma geldiği için dün gece ezgi'lerde yattım
sabah da dersane sınavına gittim
şu an dedem hala yoğun bakımda
eve gelmeden önce hastaneye gittim,tomografi çekilmeye giderken gördüm ve öptüm belki de onu son öpüşümdür :(
-teyze çabuk gel dedem ölüyor diye
elimiz ayağımız birbirine dolandı anneannemler komşu ilçede oturdukları için babamın gelmesini bekledik
babamı beklerken annem hem ağlıyor hem de etrafı toparlamaya çalışıyordu
fırsatımız olmazmış bi daha gelmeye
bende bi yandan kalemlerimi almaya çalışıyorum yarın dersane sınavım var oradan giderim diye :S
biz böyle saçmalarken babam geldi
biz direk hastaneye geçtik 9bin nüfusluk bi ilçede hastane sağlık ocağı gibiydi
dedemi gördüğümde ağlamaya başladım
kolon kanseri olduğundan daha önce bahsetmiştim
durumu iyice kötüleşmiş,serumu bitince bizim ilçedeki hastaneye getirdik
4 gündür yemek yemediği için iyice halsiz düşmüş zaten yediklerini de bağırsakları ememiyordu
bütün günümüz hastanede bekleyerek geçti
nöbetçi uzman doktor yatmasına gerek yok diye rapor vermiş çünkü biz 'özel' ilgi istemedik doğal olarak bunun içinde para vermedik
sonra başka bi insaflı doktor yatırdı
ama bundan bir şey beklemeyin yani bi çare olmayacak dedi
ziyaret saati bittiği için biz eve geldik
gece otururken telefon geldi dedemi yoğun bakıma almışlar
yolda ölüp ölüp dirildim tamam dedim öldü artık
gece 2 ye kadar bekledik ne ziyaretçi kabul ediyorlar ne de bilgi veriyorlardı
telefon her çaldığında yüreğim ağzıma geldiği için dün gece ezgi'lerde yattım
sabah da dersane sınavına gittim
şu an dedem hala yoğun bakımda
eve gelmeden önce hastaneye gittim,tomografi çekilmeye giderken gördüm ve öptüm belki de onu son öpüşümdür :(
3 Ekim 2010 Pazar
bugün itibariyle vicdanım kuş olup uçabilir
o kadar hafifledim ki gerçekten önemli olan başlamaya hazır olmakmış
bugün tam anlamıyla çalışmaya başladım
2.bölüm matematik soru bankası aldım 2 konuyu bitirdim tabi bi arkadaşımın yardımıyla
sık sık bu sene yalnız olacağımdan yakınıyordum
geçen yıl etrafımda bi sürü insan vardı şimdi anlıyorum çoğu kuru gürültüymüş
bugünden itibaren adını sıkça duyacağınız bi arkadaşım oldu : irem
aslında 5 yıldır tanıyorum onu ama hiç beraber oturup sohbet etmemiştik
bugün hem ders çalışmamın hem de arkadaşlığımızın başlangıcıydı
sohbetin dozunu ayarlayamadığımız zamanlarda oldu ama bunu birbirimizi tanıma dönemine veriyorum
tabi ki bundan sonra laklak'ın yerini daha önemli şeyler alacak
bu yüzden mutluyum huzurluyum oh be :)
o kadar hafifledim ki gerçekten önemli olan başlamaya hazır olmakmış
bugün tam anlamıyla çalışmaya başladım
2.bölüm matematik soru bankası aldım 2 konuyu bitirdim tabi bi arkadaşımın yardımıyla
sık sık bu sene yalnız olacağımdan yakınıyordum
geçen yıl etrafımda bi sürü insan vardı şimdi anlıyorum çoğu kuru gürültüymüş
bugünden itibaren adını sıkça duyacağınız bi arkadaşım oldu : irem
aslında 5 yıldır tanıyorum onu ama hiç beraber oturup sohbet etmemiştik
bugün hem ders çalışmamın hem de arkadaşlığımızın başlangıcıydı
sohbetin dozunu ayarlayamadığımız zamanlarda oldu ama bunu birbirimizi tanıma dönemine veriyorum
tabi ki bundan sonra laklak'ın yerini daha önemli şeyler alacak
bu yüzden mutluyum huzurluyum oh be :)
2 Ekim 2010 Cumartesi
kötü kadın
her dizide sevmediğimiz kötü karakterler vardır
bu kötü karakterler çoğu zaman kadındır
mesela 'Fatmagül'ün Suçu Ne?' deki Mukaddes, 'Yaprak Dökümü'nde Ferhunde bunun gibi yüzlerce sayabiliriz heralde
bu kadınlar güzel giden hayatları bozmak için dizide hayat bulurlar
entrika,ihanet bu kadınlar sayesinde dizide yaşar
bu durumdan niye bahsetme gereği duydum çünkü inanmak istemesemde gerçek hayatta bu rolü ben üstleniyorum sanırım
ben iyi davrandıkça ters tepiyor bunu kesin anladım
bikaç yazı öncesi bahsetmiştim
balıkesir'de kuzenimin arkadaşlarıyla tanıştım yeni insanları tanımak güzel diye
orada tanıdığım çocuklardan birinin ablası evleniyordu bende dün mesaj attım mutluluklar falan gibilerinden
bana ne oluyorsa insanlık yapmak benim neyime
ki gayet arkadaşça bi mesajdı
çocuktan bana gelen yanıt : bendis samimiyetine inanıyorum ama bi daha bana mesaj atma lütfen
5 yıldır sevgilisi olduğunu biliyordum zaten böyle bir tepkiyle karşılaşacağım aklımın ucundan geçmemişti
niye insanlarda böyle bi izlenim uyandırıyorum anlamıyorum
işim gücüm yok sevgilisi olanları mı ayartacağım
işin üzücü yanı ilk defa başıma gelmiyor bu durum
aptal şey aklıma geldikçe sinirlerim tepeme çıkıyor
gerçekten hiç kimseye iyi davranmak gerekmiyormuş
bunu bir kez daha anladım
bu kötü karakterler çoğu zaman kadındır
mesela 'Fatmagül'ün Suçu Ne?' deki Mukaddes, 'Yaprak Dökümü'nde Ferhunde bunun gibi yüzlerce sayabiliriz heralde
bu kadınlar güzel giden hayatları bozmak için dizide hayat bulurlar
entrika,ihanet bu kadınlar sayesinde dizide yaşar
bu durumdan niye bahsetme gereği duydum çünkü inanmak istemesemde gerçek hayatta bu rolü ben üstleniyorum sanırım
ben iyi davrandıkça ters tepiyor bunu kesin anladım
bikaç yazı öncesi bahsetmiştim
balıkesir'de kuzenimin arkadaşlarıyla tanıştım yeni insanları tanımak güzel diye
orada tanıdığım çocuklardan birinin ablası evleniyordu bende dün mesaj attım mutluluklar falan gibilerinden
bana ne oluyorsa insanlık yapmak benim neyime
ki gayet arkadaşça bi mesajdı
çocuktan bana gelen yanıt : bendis samimiyetine inanıyorum ama bi daha bana mesaj atma lütfen
5 yıldır sevgilisi olduğunu biliyordum zaten böyle bir tepkiyle karşılaşacağım aklımın ucundan geçmemişti
niye insanlarda böyle bi izlenim uyandırıyorum anlamıyorum
işim gücüm yok sevgilisi olanları mı ayartacağım
işin üzücü yanı ilk defa başıma gelmiyor bu durum
aptal şey aklıma geldikçe sinirlerim tepeme çıkıyor
gerçekten hiç kimseye iyi davranmak gerekmiyormuş
bunu bir kez daha anladım
1 Ekim 2010 Cuma
ekim ayını seviyorum
bana göre sonbaharı en güzel yaşatan bu ay,aynı zamanda bana güven duygusunu hatırlatıyor
üşümeye başladım,üşümeyi çok özlemişim
kış ayında doğduğumdan mıdır nedir soğuk havalara bayılıyorum
sanki üşümem geçince her şey yoluna girecek gibi garip duyguya kapılıyorum
o yüzden ekim ayı ve sonrası benim en sevdiğim zamanlar
bunun bi başka sebebi de şimdiye kadar bu ayda hiç kötü bir şey yaşamadım
hatta blogumu bile ekim ayında açmıştım
bu aklıma gelince 1 sene boyunca yaşadığım her şey gözümün önünden film şeridi gibi geçiyor
başlarda yazarken çok zorlanıyordum
hatta bikaç ay alışamamıştım bile
hissettiklerimi yazamıyordum sanki gazetede köşe yazarıymışım gibi geliyordu
hep ciddi,düzgün yazmam lazımmış gibi :)
ama şu bir yılda çok şey değişti
yeni şeyler öğrendim,biraz daha büyüdüm
artık blogumu benimsedim,sanki her gün yazmam gerekiyor diye düşünüyorum
her gün sayfayı açıyorum içimden bi sürü şey geçse de bunu kelimelere dökemiyorum
belki de bazı şeyleri henüz kendime bile itiraf edemiyorum
yazarsam eğer kabullenecekmişim gibi geliyor
çoğu zaman saçmalamamın sebebi de bu sanırım
sıkıştığım zamanlarda sığındığım olayım : sınav
her şeyi ona bağlıyorum
sanki bu dünyada sınava girecek olan bir tek ben varım
kimse heyecanlanmıyor,strese girmiyor
tek sorunlu benim
ama artık buna takılmayacağım
stres yaparak elime bir şeyin geçmeyeceğini artık çok net biliyorum
o yüzden bu yılı daha farklı,daha güzel yaşamak istiyorum
umarım başarabilirim demeyeceğim çünkü başaracağımı biliyorum
her şey benim ellerimde bu yıl benim açımdan mutlu geçecek hissediyorum
bi dahaki ekim ayında bu yazıyı hatırlayacağımdan adım gibi eminim
güzelliklerinle hoşgeldin :)
bana göre sonbaharı en güzel yaşatan bu ay,aynı zamanda bana güven duygusunu hatırlatıyor
üşümeye başladım,üşümeyi çok özlemişim
kış ayında doğduğumdan mıdır nedir soğuk havalara bayılıyorum
sanki üşümem geçince her şey yoluna girecek gibi garip duyguya kapılıyorum
o yüzden ekim ayı ve sonrası benim en sevdiğim zamanlar
bunun bi başka sebebi de şimdiye kadar bu ayda hiç kötü bir şey yaşamadım
hatta blogumu bile ekim ayında açmıştım
bu aklıma gelince 1 sene boyunca yaşadığım her şey gözümün önünden film şeridi gibi geçiyor
başlarda yazarken çok zorlanıyordum
hatta bikaç ay alışamamıştım bile
hissettiklerimi yazamıyordum sanki gazetede köşe yazarıymışım gibi geliyordu
hep ciddi,düzgün yazmam lazımmış gibi :)
ama şu bir yılda çok şey değişti
yeni şeyler öğrendim,biraz daha büyüdüm
artık blogumu benimsedim,sanki her gün yazmam gerekiyor diye düşünüyorum
her gün sayfayı açıyorum içimden bi sürü şey geçse de bunu kelimelere dökemiyorum
belki de bazı şeyleri henüz kendime bile itiraf edemiyorum
yazarsam eğer kabullenecekmişim gibi geliyor
çoğu zaman saçmalamamın sebebi de bu sanırım
sıkıştığım zamanlarda sığındığım olayım : sınav
her şeyi ona bağlıyorum
sanki bu dünyada sınava girecek olan bir tek ben varım
kimse heyecanlanmıyor,strese girmiyor
tek sorunlu benim
ama artık buna takılmayacağım
stres yaparak elime bir şeyin geçmeyeceğini artık çok net biliyorum
o yüzden bu yılı daha farklı,daha güzel yaşamak istiyorum
umarım başarabilirim demeyeceğim çünkü başaracağımı biliyorum
her şey benim ellerimde bu yıl benim açımdan mutlu geçecek hissediyorum
bi dahaki ekim ayında bu yazıyı hatırlayacağımdan adım gibi eminim
güzelliklerinle hoşgeldin :)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

