7 Mayıs 2011 Cumartesi

bir yerlerden başlamak lazım artık
ne somurtmakla bir yerlere varılabilir ne de ah vah'la
uzun zamandır içinde bulunduğum depresif halden çıkıyorum
şu ayda kar bile yağsa artık umrumda değil
günlük yazmaktan sıkıldığım zamanlar bile oldu çünkü günden güne değişen tek şey yediğim yemekler ve gördüğüm konulardı
dünyada ya da abartmıyım türkiye'de sınava 2.kez hazırlanan ilk kişi değilim sonda olmayacağım
üzülüyorum 9 ayımı boşu boşuna harcadım
üzülüyorum çevremdekilere terör estirdim
bu sınavı takmayacağım anlamına gelmez tabi son 1 ay dişimi sıkıp kurtulacağım çok az kaldı
sonra hayatımda nelerin değiştiğini hep beraber göreceğiz

yenilik istiyorum diye delirdiğim zamanlar oldu
aslında yenilik yapak da benim elimde
neden çevremdekilere bir fırsat vermediğimi anlayamadım
olan geçen zamanıma oldu
geçen zamanda sanırım en çok televizyonla beraberdim
kendime yeni bir takıntı da buldum diyebilirim
şimdi onunla yatıp onunla kalkıyorum
 kendisi the vampire diaries oyuncusu olup gönlümü fethetmiş bir afettir
bkz : ian somerhalder
kendisini seviyoruz ve seda sayan misali kokulu öpücük gönderiyoruz
hayatımda olan tek yeniliği de sizle paylaştıktan sonra ben derslerime geri dönüyorum (şikayet yok,şikayet yok)




NOT : karın kaslarının hastasıyız

21 Nisan 2011 Perşembe

yeniden merhaba :)

şu an çok şaşkınım
ben blogların artık kapandığını bundan sonra da girilemeyeceğini sanıyordum ta ki bugün D. ile görüşene kadar
kendimi çok cahil gibi hissettim ama artık mutlu son bloguma kavuştum

girmeyeli neredeyse 2 ay olmuş ve bu 2 ayda psikolojikman bi sürü şey yaşadım diyebilirim
en önemlisi sınava girdim
çıktıktan sonraki duygularımı şuan bile tam anlatamıyorum galiba unutmmak istiyorum o anı
birde şifre,kopya olayları var buna yine hiç girmek istemiyorum
heralde bu kadar cümleden sonra 'süper geçti ' diye bir şey söylememi beklemiyorsunuz
bende sizi kırmayayım geçen yıla göre oldukça kötü
en korkutuğum şeylerden biri başarısız olmak, geçen yıl aldığım puanı ve dereceyi alamamak
beynimde bunlarla ilgili o kadar saçma sapan cümleler kuruyorum ki eminim beyin hücrelerim bile bu durumdan sıkıldı
ama durduramıyorum kendimi o içimdeki fesat bendis susmuyor
bu durumu ben seçtim evet biliyorum
üzülerek söylüyorum ki köpek gibi pişmanım
neyse bu kadar zaman sonra bloga girebilmişken kötü şeylerden bahsetmek istemiyorum

ne olursa olsun umutluyum
her sabah yataktan kalkarken bu gün güzel şeyler olacak diye geçiriyorum içimden
havalar düzelmiş olsa da canım yine de dışarı da gezmek istemiyor
bu bile benim açımdan iyi bir gelişme
sadece 2 aycık daha dişimi sıkmalıyım
sonra her şeye yeniden başlayacağım her anlamda
kendimi geliştireceğim ve en önemlisi ilerde pişman olmayacağım kararlar almayı öğreneceğim
bugünlük benden bu kadar sevgili blogum
hazırsız yakalandığım için anlatacaklarım birbirine giriyor en yakın zamanda görüşmek üzere
iyi ki tekrardan geldin hayatıma :)

28 Şubat 2011 Pazartesi


şimdiye kadar çok film izleyen bi insan değildim
40 yılın başında eğer canım çok sıkılırsa hadi bi film izleyim diyenlerdenim
ama bu sene resmen kendimi aştım tabi bu biraz ablamın sayesinde
yarı yıl tatilinde günde en az 2 film izleyerek film kültürümü az da olsa arttırdığımı düşünüyorum
gelelim 83.oscar ödüllerine
çok film izleyince kendimi bir şey sandım heralde sabah hemen 8de internete girip kimler ne ödülü almış diye bakmaya karar verdim
bakalım benimle aynı fikirdeler mi diye çok zevkliyim ya :)

en iyi film The King's Speech yani Zoraki Kral seçilmiş
bence o kadar iyi bir film değildi
tamam Colin Firth iyi oynamış ama bu kadar ödül alacak kadar güzel olduğunu düşünmüyorum
sadece tek bir konu üzerine uyarlanmış zaten filmin ilk 5 dakikasından sonra insan sonunu tahmin edebiliyor
yani bana sorsalardı (evet ısrarla kendimi bir şey zannediyorum) en iyi film Inception derdim
en azından insan sonunda ne olacağını merak ediyor hep bir heyecan,sürükleyici bir filmdi
tabi zevkler tartışılmaz

en iyi erkek oyuncu olarak da 127 Hours filmindeki oyunculuğuyla James Franco olmalıydı
bu film de ayrıca en iyi film dalında da Inception'la yarışabilirdi
o derece beğenmiştim yani

Black Swan ve Natalie Portman' a ise diyecek bir şeyim yok
bende aynı fikirdeydim,gerçekten insanı derinden etkileyen bir oyunculuk sergilemiş
insan izlerken 'ben olsam bende aynı şeyi yapardım' diye geçiriyor içinden
diğer ödüller de bana göre yerli yerinde
bu yazıdan hiç haberleri olmayacak olsalar da yine de ödül alanları tebrik etmek istiyorum
Bendis ile Oscar ödüllerini tartıştınız
Hıncal Uluç gibi oldum evet ben çok zevkliyim her şeyi ben biliyorum

not : şaka yaptım :)

27 Şubat 2011 Pazar


bu pazar günlerini oldum olası sevmiyorum heralde bundan sonra da sevemem
ne kadar sıkıcı bir gün
her yer kapalı,herkes evinde tatilmiş böyle tatil mi olur ?
tabi bana göre bu böyle
pazar günlerini sevmememin bir başka nedeni de sınavların hep bugün olması
oks,lgs,öss,ygs,lys,kpss cart curt hepsi pazar günü oluyor
tam 4 hafta sonra da ben yine bugün sınava giriyor olacağım
zaman nasıl bu kadar hızlı ve anlamsız geçiyor anlayamıyorum

dün gece buradaki nadir arkadaşlarımdan biri olan iremlerde kaldım
12 ye kadar ders çalıştık evde olsam o sıralarda bilmem kaçıncı diziyi bitirmiş olurdum heralde
zorla kendi kendimi başarısızlığa doğru sürüklüyorum
ders çalışmanın yanında bol bol da güldük
hem de saçma sapan sebeplerden sanırım ikimizin de sinirleri bozuldu
iğde yiyoruz irem başka bir tabak çıkarıyor sebebi de aklım karışmasınmış
çok gereksiz biliyorum ama buna 20 dakika güldük
sonuç olarak bugün kendimi daha iyi hissediyorum
belki bu iyi duygu pazar gününün sıkıcılığını bile ortadan kaldırabilir kim bilir ?

24 Şubat 2011 Perşembe


son günlerde blogu açıp açıp kapıyorum
birkaç kelimeden sonra tıkanıyorum eskiden böyle olmazdı
fark ettim ki son günlerde hiç farklı bir şey yaşamadım
her günüm birbirinin aynısı
her gece yattığımda günümün değerlendirmesini yapmayı kendime adet edindim
yaptığım iyi veya kötü şeyleri düşünüyorum çoğu zaman kendime kızıyorum,telkinler veriyorum vs.

okulu çok özledim
sağ olsun çok hareketli bi okulumuz vardı her gün muhakkak bir olay olurdu
sabah yoklama yapmayı,arkadaşları yok yazdırmamak için söylediğim türlü yalanları,her sabah görmekten mutluluk duyduğum arkadaşlarımı o kadar çok özledim ki
bir de şimdiye bakıyorum
sınıfı yargılamayı bıraktım artık,hepsi de iyi insanlar aslında onlar da enaz benim kadar stresliler
başarısız olmaktan korkuyorlar benim gibi
hepimiz birbirimizin aynısıyız aslında
tek fark ideallerimiz
ilk sınava bir aycık bir şey kaldı,eskisi kadar korkmuyorum sadece merak ediyorum
sonum ne olacak diye,çok az kaldı bir seneye bende farklı şeyler yaşayacağım
buna canı gönülden inanıyorum
tuşlara basmaktan,acaba neyi yazsam diye düşünmekten yorulmak istiyorum
bekleyip görelim bakalım neler olacak ?

20 Şubat 2011 Pazar


artık birisinin hayatında yerinin olmadığını küçücük şeylerde bile anlayabilmek acı veriyor insana
mesela tesadüfen yolda karşılaşma da,selam verme de veya bir doğumgünü kutlamasında
farkına varıyorsun ama yine de her sözden iyi bir anlam yüklemeye çalışıyorsun
o aslında öyle demek istememişti sen öyle anlamak istedin vs vs.
aslında bal gibi de öyle demek istedi işte niye uğraşıyorsun ki boşu boşuna
beynini,aklını yoruyorsun
düşünmen gereken bir ton şey varken olmayacak yerlerde olmayacak zamanlarda sadece onu düşünüyorsun
bu gidişe bir dur demeyi de sadece sen yapabiliyorsun
yanındakilerin sana bir şey söylemeleri senin kendine söylediğin sözlerin yanında küçücük bir etki yaratıyor ne yazık ki
tabi olanların gerçekleri daha iyi anlamam da etkisi azımsanamayacak kadar çok
neyse anafikir anlıyorum artık

bu arada can sıkıntısından olup olmadık insanları araştırmaya başladım
şu anlık yeni sosyal aktivitelerim bunlar
tabi bana hiçbir yararı yok ama benim de bir şeylerler meşgul olmam gerekiyor
sınava da az kaldı
iyi ki de kaldı,buraların da tadını çıkarmam gerekiyor
çok yakın zamanda kurtulacağım buradan
hava  da soğuk,ezgi de gidiyor böyle işte benim pazarım pek iç açıcı değil umarım sizinki güzeldir

18 Şubat 2011 Cuma


bugün kendim için küçük insanlık için büyük bir şey yaptım
ya da tam tersi bayıldıktan sonra benim için de küçük bir şey olmaktan çıktı bu durum
ne mi yaptım ?
hayatımda ilk defa kan bağışı yaptım kızılay'a
sabahtan parmağımı jiletle kesip kan değerlerime baktılar sınırdaymışım
ama ben tutturdum illa vereceğim diye
yemek yedikten sonra gittim dersaneye saat 6'ya kadar bağışlar devam edecekmiş
tansiyonumu falan ölçtüler beni aldı bir heyecan :)
sedyeye oturduktan sonra heyecanımın yerini korku aldı
normalde kan verme işlemi 5-8 dakika sürermiş benimki 12 da anca doldu
elimi sıkıp açmam gerekiyormuş kan damarları hareket etsin diye
bilmiyorum belki de ben büyüttüğüm için oldu ama ellerim fena halde uyuştu,buz gibi oldu
elimi sıkamamaya başladım
neyse o geçmek bilmeyen 12 dakika bitti biraz dinlendikten sonra ayağa kalktım
oturmam gerekiyormuş ben saf gibi dolanmaya başladım
3.kata çıkıp eşyalarımı alacaktım ama ne yazık ki 1.katı göremeden bayıldım
şu an düşününce çok rezil bi durum ama bana ders oldu
yattıktan sonra sevgili refakatçim ezgi geldi yanıma
şimdi biraz daha iyiyim
benim için güzel bir tecrübe oldu
belki ilerleyen zamanlarda yine veririm
zira 0 rh (-) kan grubuna sahip olup da kan veren bi tek ben varmış
doktor değerli bu kan dedi o zaman daha bi kasıldım
yakında kızılay bana plaket verecek hissediyorum :)

güzel olan bir başka durum da kanımı verdiğimiz hastalar belli olduktan sonra cep telefonlarımıza mesaj geliyormuş
falancanın hayatını kurtardınız diye
ay ne güzel ya huzur buldum :)