28 Kasım 2010 Pazar

bir sınav bilançosu daha

bir sınav daha bitti
hemen ilk yorumlarımı söylüyorum,bence çok çok kolaydı özellikle genel yetenek kısmı türkçe ile matematik sorularını hazırlayan ösym ile geçen yılki soruları hazırlayan ösym arasındaki milyon tane fark bulabilirim
tabi giren öğrencilerin konumları aynı değil bununda farkındayım
mesela bizim sınıfdaki en genç bendim
45 yaşındaki adamlardan tutun hamile bayanlara kadar çok çeşitli insanlar vardı
ilköğretim binasında girmenin zorluğunu ilk defa yaşadım
sıralar çok küçüktü tamam bende iri,kıyım sayılmam ama hiç rahat edemedim ek olarak sıranın üstü çizik doluydu o yüzden bu konuda kendimi şansız görüyorum

söylemeden geçemeyeceğim bir başka konu da verilen kalem ve silgiler
kalemler güzeldi ama o silgi neydi ya silmeye çalışıyorum,sildikten sonra cevap kağıdı kapkara oluyor
umarım değiştirdiğim sorularda hata çıkmaz
olips şekerlerde güzel düşünülmüş,kalemleri almadım yanıma oradaki öğrencilere dağıtılsın diye

şilili madenci sorusu da günceldi ama anayasa sorularında ne yazık ki takıldım
2010 anayasasıyla 82 anayasası arasında kararsız kalıp durdum
ama bu da benim için bi tecrübe oldu
daha sınav soruları yayınlanamadığı için kaç doğrum var bilmiyorum
öğrenince yazarım
işte böyle bir sınav macerasının daha sonuna geldik
görüşmek dileğiyle :)

27 Kasım 2010 Cumartesi

hafiflik

sıkıcı bi haftasonu geçiriyorum garip ama mutluyum
bana hiç bir yararı olmayacağı halde yarın kpss'ye gireceğim ve ona çalışmaya devam ediyorum
oyalanmak hoşuma gidiyor çünkü
2014 yılında dünya kupasının brezilya'da yapılacağını,AB ile başmüzakereci sıfatıyla görüşmelerin egemen bağış'ın yaptığını,G-8 zirvesinin Kanada'da yapılacağını  bilmek
ne bileyim nimet çubukçu'nun,cemil çiçek'in,bülent arınç'ın hukuk mezunu olduğunu bilmek
büyük ihtimal hiçbir işime yaramayacak ama aklım meşgul oluyor
artık yatakta hayal kurmak yerine kavramları düşünüyorum gaiplik ne demek diye düşündüm bütün gece
ezberlemekten,okuduklarımın hemen aklımda kalmasından mutluluk duyuyorum
bunlar seneye çok işime yarayacak diye moral veriyorum kendime

ve her zamanki gibi her kafadan çıkan seslere kulak vermeye devam ediyorum
bu sene 2.öğretim yazmadığım için yerleşemediğim yerleri seneye yazmaya zorlanıyorum ya da düşündürülüyorum
çünkü 2.öğretim olursam çalışadabilirmişim kpss'den yüksek not alacağım ya :)
yani çarşıdaki ete soğan doğramaya tam gaz devam ediyorum

telefonu elime hiç almıyorum,sms yapmadım ve acı gerçekle karşılaştım
ezgi dışında beni kimse aramıyormuş,sormuyormuş
ben insanlarla konuşmak için çaba harcıyormuşum kimsenin umrunda değilmişim açıkçası
az çok bunu biliyordum da böyle öğrenince garip oldum
haliyle herkesin işi gücü,okulu,vizeleri var
bense hala köklü sayılarla uğraşıyorum
evet garip ama mutluyum seneye gideceğimi biliyorum çünkü
böyle bi tecrübeye sahip olduğum için mutluyum
çalışabildiğim,ideallerim olduğu için mutluyum
sevmediğim bi yemeği rahat bi şekilde söylediğim için mutluyum
özlem duygusunu hala hissettiğim için mutluyum
sıkıcıyım ama mutluyum işte :)

25 Kasım 2010 Perşembe

mim!

çok sevgili ahu mimlemiş ona buradan çok teşekkür ediyorum
Mimin konusu ise "garip alışkanlıklarınız ve yapamadıklarınız"
evet güzel bir konu,böyle bi anda sorulunca aklıma gelmiyor ama yazdıkça gelir sanırım

bir iki üç başlıyorum
-öncelikle garip alışkanlıklardan başlıyorum,ben silginin arka tarafıyla silememe hastalığına sahibim
bunu kim duysa gülüyor bence de çok saçma ve komik ama garip işte takıntı bu olsa gerek
-insanların her zaman solundan yürümeye dikkat ederim,diğer türlü yürüyemiyorum yani yürüyordum da çarpa çarpa gerçekten garip
-eğer yolda yanımda biri varsa ki bu sevdiğim biriyse hayatta susmam,sürekli bir şeyler anlatır kendimi kaybederim,kaybederim diyorum çünkü bazen önümdeki direk vs. şeyleri görmiyip çarptığım bile oldu hemde bir çok kez
-uyurken sol bacağımı dışarda bırakırım öyle kendimi daha özgür hissediyorum
-süt bulaşığı elleyemem ya da yıkayamam böyle tiksinmek gibi bir şeyler oluyor
-en önemlisini unuttum peynir yiyemem,elleyemem,kokusuna bile tahammülüm yok
6 aylık olduğumdan beri yemiyorum,küçüklüğümü doğal olarak hatırlamıyorum annemin yalancısıyım

-gelelim yapamadıklarıma aslında peynir olayı yapamadıklarıma da giriyor,aslında hepsi giriyor çünkü yapamadıklarım aslında takıntılı olduğum durumlar
-ama onun dışında araba kullanamam
-elektronik aletlerle aram hiç yoktur,bir şey bozulursa hemen atarım çünkü ben yapmaya kalksam daha beter bozulur :)

şimdilik aklıma gelenler bunlar
mimlediklerim ise D. , venus  , leah  , ve yapacağından emin olmasam da zoltan kolay gelsin :)

24 Kasım 2010 Çarşamba

öğretmenim canım benim canım benim

bugün gerçekten özel bi gün
öğretmen olmayı düşünmesem de yine de bugün benim için çok anlamlı nedenini hala bilmiyorum
sabah uyanırken bile içimden sürekli bugün 24 kasım diye geçirdim
dersaneye giderken 2 kişiden birinin öğretmenler gününü kutladım
dersanedeki tüm öğretmenlerime öğretmenim canım benim şarkısını söyledim,safça davrandım ama pişman değilim :)

eski okuluma gittim öğretmenlerimi ziyarete bana verilen ziyaretçi kartını görünce duygulandım
bu okulun öğrencisi olduğumu belirtmek için eski kimliklerimi bile gösterdim niye buna taktıysam
neyse ama yine de bu kartsız içeri almayacaklarını söylediler,okul taşınınca böyle oluyormuş
öğretmenlerimi özlemişim,onlar da beni görünce mutlu oldular sanırım öyle anladım ya da anlamak istedim :)
her öğretmenime ayrı ayrı çalışmalarımın nasıl gittiğini anlattım
yorucuydu ama merak edilmek güzel o yüzden ısrarla söyledim
sonra ilk öğretmenimin yanına gittim anasınıfı öğretmenime ezgim'in annesine :)
öğretmenlik gerçekten kutsal bi meslek
buradan da bütün öğretmenlerin öğretmenler gününü kutluyorum
benim,bizim ve bütün öğrencilerin sizlere ihtiyacı var nice yıllara :)

23 Kasım 2010 Salı

mutlu aşk yoktur


insan her şeyi elinde tutamaz hiç bir zaman
ne gücünü ne güçsüzlüğünü ne de yüreğini
ve açtım derken kollarını bir haç olur gölgesi
ve sarıldım derken mutluluğuna parçalar o şeyi
hayatı garip ve acı dolu bir ayrılıktır her an
mutlu aşk yoktur


hayatı bu silahsız askerlere benzer
bir başka kader için giyinip kuşanan
ne yarar var onlara sabah erken kalkmaktan
onlar ki akşamları aylak kararsız insan
söyle bunları hayatım ve bunca gözyaşı yeter
mutlu aşk yoktur


güzel aşkım tatlı aşkım kanayan yaram benim
içimde taşırım seni yaralı bir kuş gibi
ve onlar bilmeden izler geçiyorken bizleri
ardımdan tekrarlayıp ördüğüm sözcükleri
ve hemen can verdiler iri gözlerin için
mutlu aşk yoktur


vakit çok geç artık hayatı öğrenmeye
yüreklerimiz birlikte ağlasın sabaha dek
en küçük şarkı için nice mutsuzluk gerek
bir ürperişi nice pişmanlıkla ödemek
nice hıçkırık gerek bir gitar ezgisine
mutlu aşk yoktur

bir tek aşk yoktur acıya garketmesin
bir tek aşk yoktur kalpte açmasın yara
bir tek aşk yoktur iz bırakmasın insanda
ve senden daha fazla değil vatan aşkı da
bir tek aşk yok yaşayan gözyaşı dökmeksizin
mutlu aşk yoktur ama
böyledir ikimizin aşkı da

LOUİS ARAGON

insan neler yazıyor...

21 Kasım 2010 Pazar

az önce fark ettim ki benim haftaya sınavım var hem de ösym tarafından!
bu senenin ilk resmi sınavına giriyorum evet kpss 2010'a
tatil öncesi tarih öğretmenimden anayasa ile ilgili kitap almıştım
bakmaya fırsatım olmamıştı
bugün biraz okumaya başladım amanın doğal olarak hiçbir şey bilmiyorum
üzülmeli miyim peki?
eh kısmen
aklımı karıştıransa yazılan şeylerden zevk almadım
belki öncesinden 200 tane paragraf sorusu çözdüğüm içindir bilemiyorum ama
ben önümüzdeki yıllarımı hukuka adamayı düşünüyorum ne bileyim kitabı okurken sıkıldım işte
umarım sadece bu kitaba yöneliktir bu durum

canımı sıkan bir başka olayda sosyal paylaşım sitelerinde gerizekalı insanların salak salak paylaşımları
yok okul bir an önce bitseeeeeee'ymiş len daha başlayalı 3 ay olmadı
nankörlüğünde bu kadarı yuh ya
yok havası böyleymiş,suyu böyleymiş kıskançlık krizlerine girdim açık açık da söylüyorum
gidin gelmeyin bi daha aaa

sıkıldım şu ruh halimden :/

20 Kasım 2010 Cumartesi

offf offf

çok dertliyim blog
uzun zamandır bu kadar kötü olmamıştım
aslında sabah her şey güzel başlamıştı
ailecek çarşıya gittik sevdiğim çizmeyi aldım sonunda!
markete falan uğradık
annem dersaneye gidip rehber öğretmenimle konuşmak istedi
ablam,ben ve annem öğretmenimin yanına gittik
önceden uyarmama rağmen biricik sevgili öğretmenim bana gevşek dedi
böyle giderse işletmeyi zor kazanır dedi
kilo almışsın bile dedi,az kalsın ağlayacaktım ama sustum
blogu bildiğine dair hala şüphelerim olsa da yine de içimdekileri yazmaktan vazgeçmeyeceğim
zaten girip okuyacak kadar zaman ayıracağını sanmıyorum neyse
söyledikleri ağrıma gitti
sağ olsun annemde daha bi perçinledi
haklı olma payları bi hayli yüksek işte bunu bilmek daha moral bozucu
ne yazık ki haklılar
ne yazık ki evet ben bu sene biraz daha gevşeğim
ve ne yazık ki rehber öğretmenim haklı bunalımdayım
o söyleyene kadar fark etmemiştim
böyle nasıl desem hiçbir şeyden zevk almıyorum
hiçbir şeye içten gülesim gelmiyor
boş boş yaşıyorum
sanırım psikologa tekrar gitmeye başlamam gerekiyor :(

ben bunları düşünürken ezgi'yle dışardayken hiç görmemem gereken birini gördüm : risus'u
4 aydır görmüyordum ne güzel
resmen salak gibi davrandım
gözgöze gelince panikten gözlerim büyüdü hemen kafamı çevirdim
kırmızı ışığa dikkat etmeden karşıya geçmeye kalktım
araba çarpıcaktı ezgi tutmasa
hızlı hızlı yürüdüm kısacası rezil oldum
niye böyle davrandım hala bilmiyorum
elimde olmadan aptalca davrandım
biz geçen yıl bu zamanlarda beraberdik şimdiki hale bak
hala etkisindeyim çünkü onu unutamadığımı anladım kahretsin
ayrılalı 9 ay oldu ve hala ona karşı içimde bir şeyler var
of of ben niye böyleyim :(