11 Kasım 2010 Perşembe

meyve :)

yazıya şöyle bir giriş yapmak istiyorum
dün gece mahsun beni ağlattı :)
filmin başında çok sıkıldım hatta araya kadar dedim sonu nereye bağlanacak acaba
ama sonunda (her ne kadar garip bağlansa da) güzel toplumsal mesajlar verildi
belki mükemmel bi film değildi ama ben yine de beğendim yani geçen 2 saati zaman kaybı olarak görmüyorum :)

gelelim günümüzeee
bugünümü felsefe dersinde yaptığımız kişilik testleri kapladı diyebilirim
önüme gelen herkese aynı soruları sordum
birazdan da size soracağım :)

her ne kadar felsefe sorularında %100 başarı gösteremesem de dersi seviyorum
sevmemin çok büyük etkeni ders öğretmenimiz
sınıfça felsefe dersini iple çekiyoruz
umarım nisan sonunda bu sevginin sonuçlarını alırız

uzatmadan soruya geliyorum
soru açık ve net : beni bi meyveye benzetseniz bu meyve hangisi olurdu?
cevaplarınızı merakla bekliyorum
cevaba göre bilinçaltınız da yatan bendis'i az çok göreceğim :)

NOT: meyveler ülkemizde yetişen meyvelerden oluşmaktaymış
ananas,kivi gibi meyveler kabul edilmiyormuş

10 Kasım 2010 Çarşamba

en son 29 aralık da gittiğim,yaptığım bir şeyi bugün yapacağım : sinemaya gideceğim
bendis alt tarafı bi sinema niye bu kadar uzatıyorsun diyebilirsiniz e haklısınız da :)
en son izlediğim film 2012'ydi
film iğrençti,hem kurgusunu sevmemiştim hem de o zamanki ruh halim beni boğmuştu
bende kötü hatıraları olduğu için de sinemaya gitmeye cesaretim yoktu
ama artık uzatmanın anlamı yok
madem sevgili mahsun'cuğumuz bilmem kaç milyon dolarlık film çekmiş e o zaman yemini bozuyorum kroya bağladım farkındayım :)
ki bu sinema gecesinin bir başka özelliği de var aylar sonra gece dışarı çıkıyorum ne mutlu bana :)
yavaştan sosyalleşmeye başlıyorum
e malum tatilde yaklaşıyor,arkadaşlarım geliyor
tatilde karar verdim derslere 9 günlük bi ara vereceğim zaten deliler gibi çalışmıyorum ama yine de vicdanımda birazcık ağırlık hissedersem kısa bir dönüş yapabilirim

bu aralar küçücük şeylerden faklı anlamlar çıkarıyorum hadi hayırlısı
hoş bu durumlar benim açımdan pek hayırlı sonuçlanmıyor ya neyse yaşayıp göreceğiz
görüşmek üzere sevgili blogum :)

8 Kasım 2010 Pazartesi

daha öncede bahsetmiştim gece uyumadan önce hep hayal kurarım diye
hayallerim beynimi boşaltıyor sanki
olan şeyleri düşünmüyorum bu güzel bir şey,olacakları da düşünmüyorum olması imkansız ama olmasını istediğim şeyleri tasarlıyorum yatakta
çok açıklayıcı bir cümle oldu farkındayım :)

hatırlayabildiğim ilk hayallerim 7.sınıfa ait
ozan doğulu'yu ilk gördüğüm zamanlarda,ergenliğinde etkisiyle öyle bir kaptırmıştım ki kendimi
ve utanarak söylüyorum hayallerimi yazıya geçiriyordum unutmamak için
bu durum lise 1e kadar yani 2 sene boyunca sürdü
boş derslerde yazıyordum falan
ne kadar çok boş zamanım varmış
dün hiç açmadığım bi dolabım vardı can sıkıntısından orayı temizlemek geldi aklıma
elime o hayallerimi yazdığım defterim geçti
aman allah'ım yazdıklarımdan utandım bi de başına yazmışım ileride kitap yapacağım diye
zaten yazdıklarımın edebi değerine niye bu kadar güveniyorsam takımışım kitap olayına
kim ne yapsın benim hayallerimi,hayatımı (bkz : günlük)
2.rezilliğim ise bunları okuttuğum arkadaşlarım
şimdi öldürseler öyle bir şeyi yapmam o zaman bi cesaret gelmiş heralde
ozanla çoluğumuz çocuğumuz falan oluyordu :)
allah'tan şimdi kimse vurmuyor yüzüme
nereden nereye

şimdi ki hayallerimse bana göre biraz daha aklı başında olanlardan
hukuk fakültesi,hakimlik falan filan :)
belki bunlar gerçek olur kim bilir ...

7 Kasım 2010 Pazar

paragraf çözmenin en güzel yanı güzel yazıları okuyup etrafla paylaşmak
hem sözlü hem yazılı bi şekilde :)

bakınız :
dünle beraber gitti düne ait ne varsa
bugün yeni bir şeyler söylemek gerek

ne kadar güzel bi söz,sonra gel de odaklan
aslında odaklanmamak için çeşitli bahaneler ürettiğimin farkındayım

derse başlamadan önce vampir günlükleri'nin son bölümünü izliyip dedim
aman allah'ım o zamandan beri damonu düşünüyorum :)
benim aslında kemal sunal'ın filmlerinden başka bir şeyi izlemem lazım
hemen etkisinde kalıyorum sonra bi hafta düşün ne olacak diye bana neyse :)

bayram bi an önce gelse çok iyi olacak,yoksa sıkıntıdan delireceğim
gördüğünüz gibi neye saracağımı şaşırdım ders çalışıp,kitap okuyup dizi izliyorum
dışarıdan eve girmeyen ben şimdi çok nadir dışarı çıkıyorum
resmen içim şişti,bayram tatili nedeniyle bütün arkadaşlarım ablam geliyor
hayatımda gereksiz diye adlandırdığım insanları özleyeceğim bile aklıma gelmezdi
bi insan her gün andacına bakıp ağlar mı?
işte ben yapıyorum bunu
yeter diye bağırasım var
bayram gel artık :)

4 Kasım 2010 Perşembe

galiba ölüyorum

düğünden neredeyse bi hafta geçti sanırım o zaman yediğim soğukların acısı şimdi çıkıyor
yani kulağa saçma geliyor farkındayım ama şuan ki durumuma mantıklı bi açıklama getiremiyorum
aslında hasta da değilim garip bi haldeyim,tarif edemiyorum
burnum çeşme misali sürekli akıyor ayrıca tıkanık,sesim erkek gibi çıkıyor onun dışında pek bi sorun yok
halsiz değilim ama hiçbir şeye de odaklanamıyorum
bi de üstüne üstlük yarın deneme sınavım var
kendimi hep bir şeye koşullarsam o şey muhakkak olmuyor niye böyle oluyor anlamıyorum

salı günkü deneme sınavında sınıfta 1,genelde 2 olmuşum ayıptır söylemesi 1.olan arkadaş bana 32 puancık fark atmış
tamam bende sınıfta benden sonrakine 60 puan atmışım kendi kendime hırs yapma bendis desem de öğretmenlerim sağ olsunlar beni zorla sinir ediyorlar
geçen yıl bu yüzden gereksiz yere saçmasapan hallere girdim,bu sene sözüm ona tecrübeliyim böyle şeylerle uğraşmak istemiyorum ama yok anam benim böyle şeylere zaafım var
yarın aynı şeyin olmaması için kendi kendime konuşuyordum umarım şuan ki durumum yarına düzelir
çünkü bir daha aynı sözleri işitmek istemiyorum

yarın da anneannemlere gidecekmişiz,cumartesi dedemin hayırı olacakmış
zaman ne kadar çabuk geçiyor ya böyle düşündükçe ağlayasım geliyor
bu arada ygs tarihi de belli olmuş ilk sınav : 27 mart 2011
hakkımızda hayırlısı...

3 Kasım 2010 Çarşamba

ilişki çıkmazı

evet sevgili izleyenler bugünkü yazımızın konusu aile,eş,dost,arkadaşlık ilişkileri
kısacası ilişkiler yani kimin eli kimin cebinde
son zamanlardaki gözlemlerime dayanarak söylüyorum ki ben artık insanlar arasındaki ilişkileri anlayamıyorum
bi bakıyorum arkadaş,bi bakıyorum sevgili,bi bakıyorum kardeş
insanlara çamur atmayı bırakıp kendimden örnek vermeye başlıyorum
ben ki insan içinde sevgilisiyle rahat konuşamayan (sanki herkes bana bakıyormuş gibi geliyordu milletin de işin gücü yok beni dikizliyor tabi :S ) bi insanım ama gel gelelim arkadaşımla her şeyi yapabilirim bu kız veya erkek fark etmez her şeyden kastımda içimden geçen her şeyi özledim diye boynuna sarılabilirim,öpebilirim,dizinde yatabilirim vs
ama bunları sevgilimle yapamıyorum tabi doğal olarak başkaları tarafından sorular geliyor
-siz XX le sevgili misiniz?
bende hemen çemkirmeye başlıyordum ne alakası var diye
kızla erkek arkadaş olamaz mı,niye hemen fesatlık yapıyorsunuz diye
bana göre o zamanlar (sanırım hala değişmedi bu düşüncelerim) arkadaşların yeri hep farklıydı
beraber daha çok vakit geçirilebilir,ağlanabilir,rezil olma korkusu yoktur
bu yüzden benim için sevgiliyle arkadaşın yeri hep farklı olmuştur

lisenin ilk zamanlarınla çok yakın arkadaşlarıyla sonradan sevgili olanları nasıl ayıplardım
itiraf ediyorum sağda solda da konuşurdum çok ayıp diye çünkü konduramazdım arkadaşlarıma
ama biraz daha zaman geçince anladım ki sen konduramazsan da karşındaki seni bu kefeye rahatça koyabiliyor
bi gün alakasız bi yerden şakadan da olsa bu konular bahsedilmeye başlıyor
işte o zaman konuların açılmasıyla birlikte sorunlarda patlak veriyor
sonra gün geliyor bi bakıyorsun yanında arkadaşım diyebileceğin çok az kişi kalıyor
işte bu benim ve çevremdekilerin çok sık karşılaştığı ilişki durumu

şimdi ise eski sevgilinin en yakın arkadaşıyla çıkma durumunu inceleyeceğiz
o zamanki hissedilen duygular pek tartılmıyor,o an her şey doğru gibi geliyor
akla bazı sorular gelse de hemen unutulmaya çalışılıyor
biraz zaman geçtikten ve o ilişkide bittikten sonra geriye bir tek pişmanlık kalıyor
bunun bir başka boyutu da bi andan sonra ilk baştaki eski sevgiliye dönme çabaları işte bunu hala anlayamıyorum

geldik son ilişkimize : aldatma
izlediğimiz dizilerden midir nedir artık aldatma da bayağı bi yaygınlaştı
etrafta da çok yadırganmadığını görüyorum
evli olan insanların aldatmalarını hiç ama hiç onaylamıyorum ama azda olsa anlamaya çalışıyorum
ama sevgili olanların aldatmalarını ise anlamaya bile çalışmıyorum bu nasıl bir şeydir ya
madem başka bi kişiye ihtiyaç duyuyorsun ayrıl,e ayrılmak istemiyorsan o zaman niye aldatıyorsun
böylelerini bi kaşık suda boğmak istiyorum

neyse sinirlenmek yok
eveeettt sevgili izleyenler bir yazımızın daha sonuna geldik
bizi izlediğiniz ve okuduğunuz için teşekkür ederiz bir başka yazıda görüşmek dileğiyle
sevgiler,saygılar

NOT : benden sunucu olur mu? bence gayet güzel (!) olabilir
yakında iclal aydın ya da esra ceyhan olabilirim :P

1 Kasım 2010 Pazartesi

her şeyi ben biliyorum havasında olan insanlardan nefret ediyorum
mesela bugün 1 kasım ya,1928 yılında latin harfleri kabul edildi bu milletimiz için çok önemli tamam kabul
bize düşen dilimizi korumak biz genç kuşağız falan
ama bunu neden insanları küçümseyerek yapıyoruz ya da yapıyorsunuz
yok herkez,yalnız,yalnış vs
ben elimden geldiğince yazım kurallarına uymaya çalışıyorum ama insanların yanlışlarını düzelteceğiz diye niye bilmişlik taslıyoruz
o zaman sms demeyin mesaj diyin diyen türkçe öğretmeninden farkımız kalmıyor

facebook öyle bir iletişim aracı haline geldi ki düşünüyorum acaba o olmadan ne yapıyorduk diye
insanlar içkiye gelen zamlardan tutun da tuvalete giderken bile bizle ne yaptıklarını paylaşıyorlar sağ olsunlar
itiraf edeyim bazen bende kendimi kaybediyorum ama sonra frenliyorum eleştirdiğim insanlardan farkım kalmıyor diye
bu arada içimden eleştirmeye de özen gösteriyorum malum insanlar kavga etmeye hazırlar
ben onlardan olmak istemiyorum,olmayacağım da
ne demiş atalarımız çirkefe taş atma üstüne sıçrar
ne kadar da güzel söylemişler..